AMENTÜ

Ödevin Özeti

AMENTÜ: (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsülihi vel-yevmil-ahırı ve bil kaderi, hayrihi ve şerrihi min Allahi teala vel-ba’sü ba’del – mevti hakkun, Eşhedü en la ilahe illah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) .

BİRİNCİ ŞART

ALLAHÜ TEÂLAYA İNANMAK

a. Sıfat-ı Zatiyye
1. Vücud
2. Kıdem
3. Beka
4. Vahdaniyyet
5. Muhalefetün – lilhavadis
6. Kıyam bi-nefsihi

b. Sıfat-ı Sübutiyye
1. Hayat
2. İlim
3. Semi
4. Basar
5. İradet
6. Kudret: Allah’ü Teala, her şeye gücü yeticidir. Hiçbir şey ona güç gelmez.
7. Kelam: Alahu Tealanın söylemesi (Kur’an-ı Kerim AllahuTelanın kelamıdır) .
8. Tekvin: Allah’ü teala yaratıcıdır. Ondan başka yaratan yoktur. Her şeyi O yaratır. Allah’ü tealadan başkası için yaratıcı dememelidir.

İKİNCİ ŞART
MELEKLERE İNANMAK
Allah’ü Teâ’lanın kullarıdırlar. Hepsi Allah’ü Teâ’lanın emirlerine itaat ederler. Günah işlemezler. Erkek ve dişi değildir. Evlenmezler. Diridirler. Yimezler, içmezler, uyumazlar, Nurani cisimdirler, akıllıdırlar. En üstünleri dört tanedir.
1. Cebrail aleyhisselam: Vazifesi, Peygamberlere vahy getirmek, emr ve yasakları bildirmektir.
2. İsrafil aleyhisselam: Sur’a üflemeklşe vazifeldir. 1. üflemesinde hasıl olan sesi işiten Allah’ü Teâ’ladan başka her diri ölecek, 2. hepsi tekrar dirilecektir.
3. Mikail aleyhisselam: Rızk gönderilmek, ucuzluk, bolluk, kıtlık, pahalılık ve her maddeyi hareket etdirmekle (bütün tabiat olayları kendisin emrine verilmekle) vazifelidir.
4. Azrail aleyhisselam: İnsanların ruhunu almakla vazifelidir. Hamele-i Arş dene melekler dört tanedir. Huzur-i ilahide bulunan meleklere Mukarrebin denir. Azab meleklerinin büyüklerine Kerubiyan, rahmet meleklerine Ruhaniyan denir. Cennet meleklerinin büyüğünün adı Rıdvan, Cehennem meleklerinin büyüğünün adı Malik dir. Cehennem meleklerine Zebani denir. Sayısı en çok olan mahluk melekleridir. Göklerde, meleklerin ibadet etmedikleri boş bir yer yoktur.

ÜÇÜNCÜ ŞART
KİTAPLARA İMAN

Semavi kitablardan bize bild...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : AMENTÜ AMENTU BİLLAHİ odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz ödev, yıllık, öde

ANADOLU VE BALKANLARDA ALEVİ YERLEŞMESİ

Ödevin Özeti

ANADOLU VE BALKANLARDA ALEVİ YERLEŞMESİ MÜSLÜMANLIĞIN İLK YILLARINDAKİ BÖLÜNMELER İSLAMIN DOĞUŞU: İslam; toplumsal yaşamı Bedevilik, siyasal durum soy gütme temeline dayalı bir kavim arasından çıkarmıştır. Peygamberlik ve ilk iki halifenin gelişi ilk anda Araplardaki aşiret ruhunu İslam’ın heyecanıyla uyuşturmuştur ancak daha sonraki yıllarda (Peygamber döneminde) kimi sorunlar baş göstermiştir. Bu sorunlar: 1-Peygamberin ürettiği çözümlere karşı kendi akıllarını kullanan kişilerin gizli oluşturdukları Akliyyun topluğu. 2-Beni Haşim ve Ümeyye oğulları arası çekişmenin dindarlık, adam kayırma, saygısızlık biçimlerinde iyice gelişmesi. Haşimoğullarının bu çekişmedeki dayanakları Şiilik; yani peygamber çocuklarına ve Ali yandaşlarına sevgi duymaktı. Böylece Müslüman olan herkesi yanlarına çekmek istiyorlardı. Emevilerin herşeye kıyan soyguncu yönetimlerine karşı hoşnutsuzluk vardı. Bu durum peygamberin amcası soyundan olan Abbasoğullarını yönetime getirdi. Abbasiler tüm Müslüman öğeleri bir arada tutan bir anlayışı başarı ile sergilediler. Şiilik; ilk Abbasi halifelerinin kendilerini yönetime getiren Ebu Selem ve Ebu Müslim’in alçakça öldürülmeleriyle acı duygularla gömüldü. Bu katliam sonucu halifeliğin Abbasilerde değilde, peygamberin kızından doğan çocuklarda değişimini öngören fikirler güçlendi. Bu çocuklar haksızlığa uğramış kişiler olarak şiileri tuttular. Bu arada Abbasilerde baş gösteren bazı problemler şunlardır: 1- İran’ın baş kaldırması. İmam Rıza’nın öldürülmesi. 2- Şuubilerin devleti olmak istemesi. 3- Arap-İran çekişmesi olurken Türklerin yargıyı ele geçirmesi. 4- 11 beyliğe parçalanma. 5- Bu parçalanmayla Bizans ve Ermenilerin harekete geçmesi, Fas ve Kaşgar’ın kan gölü olması. 6-Selçukoğullarının tarihi imparatorluğu Asya’da boy göstermesi. Büyük Abbasilerin parçalanması İslam dünyasını bunalıma soktu. Ekonomik ve siyasi anarşi baş gösterdi. (Yolsuzluk ve kadınların yönetimde söz sahibi olması) Hatta İbnül Furat ve Müktefi gibi bazı halife ve vezirler halkın paralarına el koyuyorlardı. Bu acımasızlık toplumsal yaşamı da etkiledi. Kadınlar alınıp satılmaya başlandı. “Hoca”, “Cemaat” örneği Abbasi halifelerinin yeminlerini bozmasıyla da yeni mezhepler gelişti: 1-Siyasal amaçlı. 2-Yöntemsel amaçlı. Siyasal amaçlı Marika Ali düşmanlığını; Şia Ali yandaşlığını savunuyordu. Ali’ye tanrılık verenlerde oldu. (Galiyye mezhebi) Akliyeciler kadercilere savaş açmışlardı. Akılcı mezheplerin en büyüğü “Mu’tezile” idi. Kadercilik yandaşları tehlikeli bir yol tutmuşlardı. Ne yazık ki, Halife Mütevekkil dönemindeki gericilik ve bağnazlık Mu’tezile akımını durdurdu. Mozdek dinine bağlı Sembodin mezhebine göre, Ebu Müslim öldürülürken bir güvercin donu ile kaçmış ve şimdi madenden bir kulede mehdi ile oturmaktaymış. Batıniliğin kurucusu Mecusilerdir. Bunlar Kur’andaki Taha, Tahsin, Şad, Elif Lam Mim gibi ayetlere anlamlar veriyorlardı. Gıyas...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ANADOLU ALEVİ YERLEŞİMİ BALKANLARDA ALEVİ YERLEŞMESİ odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, ö

ALLAHIN SIFATLARI

Ödevin Özeti

ALLAH (c.c)’IN SIFATLARI
Allahın Zati Sıfatları
1) Vücüd : (Var olmak) Bu alemde görülen her şey, daha önce yok iken vücüuda getirilmiş ve her biri bir gaye için yaratılmıştır. Bu kainat, maddesiyle şekliyle sonradan var olmuştur. O halde, her yoktan varolan gibi, alemimizde bir yaratıcıya muhtaçtır. O yaratıcı ise, bu alem cinsinden olmayan, onun dışında, varlığı zâtının icabı (Vacibü-l-vücud) olan, mutlak kemal sahibi Allahu Tealadır.
2) Kıdem (Varlığının başlangıcı olmamak)
3) Beka (Varlığının sonu olmamak),
4) Vahdaniyet (Bir olmak),
5) Muhalefetün-lil Havadis (Sonradan yaratılmışlara hiç benzememek),
6) Kıyam binefsihi (Varlığında hiçbir şeye muhtaç olmamak)

Allahın Sübüti Sıfatları
1) Hayat (Diri olmak),
2) İlim (Bilmek-Allah her şeyi bilir),
3) Semi (İşitmek-Allah her şeyi işitir),
4) Basar (Görmek, Allah her şeyi görür),
5) İrade (Dilemek-Kainatta her şey Allahın dilemesiyle olur),
6) Kudret (Her şeye gücü yetmek),
7) Kelam (Konuşmak. Cenab-ı Hak konuşur, fakat onun konuşması ses, dil ve harf yardımıyla değildir. Nasıl konuştuğunu ancak kendisi bilir. 4 kitabı bu sıfatla indirmiştir. Peygamberlerle de bu sıfatla konuşmuştur),
8) Tekvin (Yaratmak-Allah her şeyi yoktan var eder. Ondan başkası bir zerreyi dahi yaratamaz.)
Kâinatın ve onu meydana getiren varlıkların, kendiliklerinden ve tesadüfen meydana gelmiş olmaları imkansızdır. Zira en basitinden tarlada yetişen pamuğun, kendiliğinden eğirilip ip haline gelmesi, daha sonra bu iplerin tesadüfen kumaş haline dönüşmesi mümkün değildir. Boş bir arsada; hiçbir yapı malzemesi veya bunları belli metodlarla bir araya getirecek usta ve benzeri elemanlar bulunmaksızın, kendiliğinden dört başı mamur bir köşkün yükseleceğini beklemek de düşünülemez. Dikkat edilirse âlemdeki her varlık muhtaç durumdadır. Eğer bu varlıklar kendi kendilerini yaratmış olsalardı, herşeyden müstağni olmak, asla muhtaç olmamak hususunda titizlik gösterirlerdi. Kainatta bulunan bütün varlıklar; büyük veya küçük bütün cisimler değişmekte, kendilerine arız olan birtakım hallere göre, bir durumdan diğer bir duruma geçmektedirler. Canlı varlıklar zamanla ölmekte, yerlerini başkaları almaktadır. Kısacası alem ve onu meydana getiren unsurlar, daimi bir değişme içindedirler. Bu hareket ve sükûn kendiliğinden meydana gelemez!.. İmam-ı Matûridi (rha): "Akıl ve duyu organları vasıtasıyla hissedilen varlıklardan her biri ya pistir, ya temizdir, ya küçüktür, ya büyüktür, ya güzeldir, ya çirkindir vs... Bütün bunlar değişme ve zeval bulmanın alametleridir. Fani olma ihtimali bulunan bir şeyin, kendi zatı ile var olması mümkün değildir" buyurmaktadır. Yani bu alem sonradan yaratılmıştır, hadistir. Sadrüddin Taftazani: "Alemin muhdes ve hadis olduğu sabit olmuştur. Malûmdur ki her muhdes için bir muhdis zaruri olarak lazımdır" hükmünü zikreder.
Varlığı zatından olan, var olmak için hiçb...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ALLAHIN SIFATLARI ALLAH SIFATLARI ALLAH SİFATLARİ odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet

ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLEN NEBİ

Ödevin Özeti

ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLEN NEBİ BEKLENEN ŞAFAK Bütün bir beşeriyet canı dudağında ve herkesin umudu gelecek son kurtarıcıda .Ana-babalar bu kurtarıcının kendi nesillerinden olmasını istiyor, ve birçoğu yeni doğan çocuğuna Muhammed ismini veriyor. Fakat O Hz. İbrahim’den İsmail’e intikal eden ve Abdulmuttalip’ten Abdullaha geçen bir altın silsileden gelecekti; ve gönüller de bu kanaldan gelecek nuru bekliyordu. Evet O, insanlığa Allah(c.c)’ın ayetlerini okumak , fasıl fasıl mucizelerini gözler önüne sermek ve insana kendi mahiyetini öğretmek için gelmiştir. Evet O’nun sayesinde beşeriyet tabiyet kirlerinden arınarak , tertemiz hale gelecek , bedene ait süfliyattan kurtularak kalp ve ruhun hayat derecesine yükselecekti... ve yükseldi de. Evet o, insanlara kitap ve hikmeti talim; edecek insanlık da, kitap ve hikmetin ışıktan dünyasında kendini bularak, ukbalara uyanacak ve ebedileşme yoluna girecekti ; neticede öyle de oldu. KARANLIK BİR DEVRE Bütün mişrikler putlara tapıyordu. Ağaca , taşa, toprağa, güneşe, aya, yıldıza kullukta bulunuyor; hatta , helva ve peynir gibi yenecek nesnelerden kendi elleriyle yaptıkları putlara bir süre tapıyor, sonra da karınları acıkınca bu şeyleri yiyiyorlardı. Onlardan herhangi biri kız çocuğu olduğu beşaretini aldığı zaman , öfkeden yutkunup duruyor; bu yüzden de yüzü simsiyah kesiliyor ve bu acı müjdeden dolayı halkın içine çıkamıyordu. Ya cemiyet içine düştüğü horluğa katlanıp o çocuğu hayatta bırakacak veya şerefini temizlemek için o kız çocuğunu diri diri toprağa gömecekti. Beşer vahşette sırtlanları çoktan geride bırakmıştı. Dişsiz olanın hayatı yoktu ve mutlaka bir dişlinin keskin dişleri arasında paralanmaya mahkumdu. Cemiyet bunalımlar içindeydi. Bu bunalımlara dur diyecek kimse de yoktu. İşte bütün bu olup bitenlere dur diyecek bir iksir sözcüğe ihtiyaç vardı. İhtiyaç o derece şiddetli idi ki, birden rahmet iktizaza geldi ve derken Efendiler Efendisinin risalet vazifesiyle gönderilmesine badi oldu ve O’nun gelişiyle birden herşey değişiverdi. NÜBÜVVETTEN EVVEL DE O BİR NEBİ GİBİ YAŞAMIŞTI O’nun çocukluk , gençlik ve olgunluk dönemlerinin hepsi peygamberliğinin başlangıcı, basamakları ve merdivenleri mahiyetindeydi. Öyle ki O’nu tanıyanların birçoğu risaletini ilan eder etmez hemen O’na inanıp teslim olmuşlardı. Allah(c.c)’ın kulu manasına gelen “Abdullah” , emin ve doğru kadın manasına gelen “Amine” O’nun dünyaya gelmesine sebep ana ve babaya ait ismlerdi. Evet O , emniyet doğuran , emniyet emanetçisi bir kadından dünyaya geliyordu. O yetim olarak büyüdü. İleride yükleneceği çok ağır bir yük , büyük bir vazife vardı. Tevekkelün zirvesinde bütün güçlüklere göğüs gerebilecek bir yapıda yetişmeliydi. Allah O’nu korudu ve hayatının her safhasında itidal istikameti muhafaza, ifrat ve tefritten uzak bir insan olarak yetişmesini temin etti. ...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : GÖNDERİLEN NEBİ odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz ödev, yıllık, ödev, biy

ABDÜLHAKİM ARVASİ

Ödevin Özeti

Abdülhakim Arvasi

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî (r. aleyh) Son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük alim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük veli. Allahü tealanın emir ve yasaklarını insanlara anlatan ve kendilerine Silsile-i aliyye adı verilen büyük alimlerin otuz dördüncüsüdür. Babası Seyyid Mustafa Efendidir. 1865 (H. 1281)te Vanın Başkale kazasında doğdu. 1943 (H. 1362)te Ankarada vefat etti. Kabirleri Ankara yakınındaki Bağlum kasabasındadır.

Babası Seyyid Mustafa Efendi ve bütün dedeleri, zamanlarının alim ve fadılları idiler. Imam-ı Ali Rıza bin Musa Kazım soyundan olup, seyyid oldukları Iraktaki şeri mahkeme defterlerinde yazılıdır. Arvasi ailesi, altı yüz seneden beri ilim yaymakla ve en üstün insanlık meziyetlerinde nümune olmakla tanınmış ve halk arasındaki ayrılıkları gidermekte, milli birliği sağlamakta büyük vazifeler üstlenmiş ve bunları devam ettiregelmişlerdir.

Ilk tahsilini babasının huzurunda gördü. Daha sonra Arvasa giderek yüksek tahsilini zamanın en büyük alim ve evliyası Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin huzurunda tamamladı. 1300 hicri sene başında ilm-i sarf, nahv, mantık, münazara, vad, beyan, meani, bedi, belagat, kelam, usul-i fıkh, tefsir, tasavvuf, ulum-i hikemiyye yani hikmet-i tabi’iyye (fizik, biyoloji), hikmet-i ilahiyye, riyaziyye (yani matematik, geometri), hey’et (astronomi) gibi zahir ilimlerde icazet (diploma); tasavvufun Nakşibendiyye, Kadiriyye, Küfreviyye, Sühreverdiyye ve Çeştiyye yollarından hilafet aldı. Başkalede otuz yıl kadar tedris ve irşad ile meşgul oldu. Yani ders okuttu ve insanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlattı.

1914 (H. 1332)te Birinci Dünya Harbi çıkıp Ruslar Doğu Anadoluyu işgal edince, Başkaleden hicret edip, Iraka, oradan Adana, Eskişehir ve 1919 (H. 1337)da Istanbula geldi. Eyyub Sultanda önce yazılı medreseye, sonra Gümüşsuyu Tepesindeki Mürteza Efendi Dergahına yerleşti ve Kaşgari Hanekahı meşihatına tayin...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ABDÜLHAKİM ARVASİ ALBUL HAKİM ABDÜL HAKİM AVRASİ odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet