ESKİ MISIRLILARDA ASTRONOMİ

Ödevin Özeti

ESKİ MISIRLILARDA ASTRONOMİ
1. MISIRLILARDA TAKVİM
Mısır matematiğinin seviyesi astronomi bilgisinin inkişafım kolaylaştıracak yahut da sağlayabilecek bir durumda olmaktan uzaktı. Mısır astronomisinin Mısır matematiği ile ayarlı bir gelişme göstermiş olduğu söylenebilir.
Öte yandan, Mısırlılarda kalma hiçbir tutulma rasadı kaydıyla karşılaşılmamıştır. Bu hayretle karşılanacak bir şeydir. Bu sebeple, Mısır astronomisi hakkındaki kaynaklarımızın çok fakir olması dolayısıyla, belki de bu konudaki bilgimizde önemli bazı noksanlar mevcut olabilir.
Mısır astronomisinin üzerinde durduğu başlıca konular zaman ölçülerine ilişkindir. Günlük işlerin düzenlenmesi ve yürütülmesi için Mısırlıların kullandıkları resmi layık takvimlerinde, yıl otuzar günlük on iki aya bölünmüştü. Böylece, Mısırlıların bu resmi ve layık takvimlerinde yıl 360 + 5 = 365 gün uzunluğundaydı. Demek ki, Mısırlıların takvim yılı güneş yılına oldukça yakındı ve bu takvim yılı ile astronomik güneş yılı arasında yaklaşık olarak bir çeyrek gün kadar fark vardı.
Bu takvimde yıl gerçek astronomik güneş yılından çeyrek gün kadar kısa olduğu için Mısır takvimi güneşe kıyasla her dört yılda takriben bir gün geri kalmaktaydı. Böylece, Mısırlıların seneleri, yaklaşık olarak yüz yirmi yılda astronomik güneş yılına nazaran bir ay önce başlıyordu.
Mısır takvim yılının bu suretle tam bir yıl ileri giderek tekrar güneş yılı ile intibak haline gelmesi 1456 yılda vuku bulmaktaydı. Bu 1456 yıllık devreye daha sonra Yunanlılar Siriyüs devresi ya da Sothis devresi adım vermişler. Siriyüs yıldızının 15 temmuzda helyak doğuş, veya tan doğuşu, yapmaya başlaması ve bu olayın bu devreyi dakik bir şekilde belirlemekte olmasıdır.
15 temmuzun ilk başta yıl başlangıcı ve taşma mevsiminin başı olarak seçilmiş olması, Nil Irmağının takriben bu tarihte taşmaya başlamasından ileri gelmiştir. Fakat yılları gezici olduğundan yılbaşı da Nilin tasmasıyla çakışık durumda kalmamakta, ikisi arasında zaman süresi mütemadiyen değişmekteydi.
Takvimleri güneş yılına tekabül ettiği ve yaklaşık olarak ona eşit olduğu halde, Mısırlılarda yıl içine dağılmış üç mevsimin kabul edilmiş olması güneş yılı ile paralellik göstermiyor. Başka bir ifade ile, yıllarının mevsimlere ayrılmasıyla dönence ve gündönümleri arasında herhangi bir münasebet kurulmamış olduğu görülüyor.
Bütün bunlar Mısır takvim yılının esâs itibarıyla tarımla ilgili bir takvim olduğu hissini veriyor. Yani, Mısırlılarda yıl uzunluğunun ayarlanması ve tesbiti, belki de esas itibarıyla güneş rasatlarından fâzla. Nilin taşmalarına dayanmaktaydı. Gerçekten, Mısırlıların yıl uzunluğunu sadece Nil taşmalarından faydalanarak, yani bu sayede, doğruya çok yakın bir şekilde tesbit edebilmiş olmaları muhtemeldir. Fakat daha büyük bir ihtimalle, kendilerine bu hususta ayrıca Siriyüs yıldızı da kılavuzluk etmiştir. Bu bakımdan, ileride daha tafsilâtlı olarak anlatılacağı üze...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ESKİ MISIRLILARDA ASTRONOMİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizi

EVREN OLUŞUM MODELLERİ

Ödevin Özeti

EVREN OLUŞUM MODELLERİ PLAZMA EVREN MODELI VE FELSEFE - 1 - Evrenbilim her zaman bilim ile felsefe, bazilarina göre ise bilim ile din arasinda sinir çizgisi oldu ve öyle kalacak gibi görünüyor. (Hannes Alfvén) Evren ilgili görüşlerimiz 400 yil önce nasil degişiyorduysa şimdi de degişim içerisindedir. Batlamyus evrenbiliminde, üzerinde yildizlarin çakili oldugu kristal küre evreni iki kisma ayiriyordu. Bunlardan biri Dünyanin bir kaç kati büyüklükte betimlenen kürenin içinde kalan dünyasal alem, digeri ise kürenin dişi olan kutsal-alem. Bu evren tasvirinin Aristoteles uyarlamasinda da bilim sadece bu kürenin içinde kalan alani, sadece bir yere kadar açiklayabilir, ama kutsal-alemi asla, deniyordu! Kopernik Devrimi bu güzel küreyi kaldirdi ve Newton, kendi bahçesinde bulmuş oldugu yasalarin gökyüzüne de uygulanabilecegini, bu yasalarin Güneş dizgesinin mekanigini açiklayabilecegini gösterdi. Böylece doga yasalarinin, en azindan Güneş dizgesi içerisindeki evrenselligi ortaya çikmiş oldu. Ortak kütle merkezi etrafinda dolanan ikili yildiz dizgelerinin gözlemlenmesiyle de hem evreni hem de düşünce sinirlarimizi genişlettik, doga yasalarinin yer yadirgamaksizin evrenin her noktasinda ayni şekilde işledigini gördük. Bu gün Big Bangle beraber, evrenin sinirlarini 400 yil öncekinin on üzeri onsekiz kati dişari taşidik ama hala biryerlere sinir koyuyoruz. Peki, sinir koymamiz gerekiyor mu? Sorunun cevabi hayir bir sinir koymak zorunda degiliz, ama günümüzde en yaygin evren modeli Big Bang sinir koyuyor, çünkü buna ihtiyaci var! The Big Bang Büyük Patlatmasi Bugün evrenin nasil başladigi ve biçimledigi konusunda başi çeken ve en taninan teoridir. Big Bangin en bilinen iddiasi evrenin bundan 15-20 milyar yil kadar önce sonsuz küçük tekil bir noktanin patlamasi ile evrenin hiçten var oldugu (yaratildigi) iddiasidir. Bence bu senaryo kutsal kitapla inanilmaz bir şekilde örtüşüyor. Şekil 1: Big Bang evrenin bir balon gibi şişmekte oldugunu söylemekte. Bu şekilde, noktalar gökadalari temsil etmekte. Eger kendimiz bu noktlaradan birindeki gözlemci yerine koyarsak, diger bütün noktalarin bizden uzaklaştigini gözleriz. Bugün gökbilimciler Big Bang evrenbilimini üç sütun üzerinde yükseltmektedirler. Bunlardan birincisi Amerikali astronom Edwin Hubblein Mount Wilson Gözlemevindeki 2.5 Metrelik teleskop ile sarmal kollu gökadalar üzerine yaptigi çalişmaya dayanmaktadir. Bu çalişmada bizim gökadamizdan daha uzaktaki gökadalarin daha hizli, daha yakindakilerin ise daha yavaş olmak üzere bizden uzaklaştiklari gözlemlendi. Diger bir deyişle, evren sanki bir noktadan şişmeye başlamiş gibi her yönde ayni hizla genişlemekte idi. Zamani, filmi geri oynatir gibi geriye dogru izlersek geçmişte bir yerlerde evrenin kendi üzerine çökmüş olmasi gerektigi, filmi en başa sardiktan sonra tekrar izledigimizde de evrenin büyük bir patlama ile şişmeye başlam...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : EVREN OLUŞUM MODELLERİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik mat

EVREN MODELLERİ

Ödevin Özeti

Evren Modelleri GİRİŞ Bu y.y. başlarında birçok astronom,everenin Samanyolu Galaksisi ve birkaç küçük gruptan oluştuğuna inanıyordu.Bundan önce Ptolemynin modelinde dünya evrenin merkezindeydi ve etrafında gezegenlerin ve yıldızların gömülü olarak bulunduğu küreler vardı.Bu içiçe geçmiş ve eşmerkezli küreler sistemi evreni oluşturuyordu ve (bunları cam küreler gibi düşünebiliriz) hareketlerini değişik bir geometriyle açıklıyordu. Copernicus,dünyayı merkezden aldı ve yerine Güneşi koydu ancak yıldızlar güneş sistemi etrafında dönen kürelerde kaldılar.Yıldızların küresi en son gezegenden sonra geliyordu ve buda evrenin sonu demek oluyordu.Bununla birlikte bazı önemli gözlemlerCopernicusun Heliocentric modeline uymuyordu.Model,cisimlerin yukarıya doğru fırlatıldığında neden dönmekte olan dünyanın arkasına düşmediğini veya dünya Güneşin etrafında dönerken oluşan yıldız paralaksındaki eksikliği açıklayamıyordu. Yarım y.y. sonra Galileo,hareketin doğasını açıklamak için bir model sundu ve yıldız paralaksının gözlenmediğini çünkü yıldızların çok uzakta olduklarını öne sürdü.Bunun gerçek olması için Evrenin insanların sandığından çok daha büyük olması gerekiyordu. Isaac Newton,evrenin sonsuz olduğu fikrini öne sürdü.Ona göre eğer böyle olmasaydı,kütleçekim kuvveti evrenin kendi merkezine çökmesine neden olurdu.Ancak sonsuz evrende böyle birşey sözkonusu değildir çünkü her cisim tüm yönlerde eşit kuvvetle bulunacak şekilde konumlanmıştır.Bununla beraber Newtonun fikri tutulmadı.Diğerleri kütleçekim kuvvetini sınırlı olarak tanımlıyorlardı ve bu nedenle kütleçekim kuvveti herhangi bir çökmeye neden olmuyordu.Sonsuz evren düşüncesi o zamanın sağduyusuna oldukça ters geliyordu. 18.y.y. başlarında William Herscelin keşifleri,Samanyolunu daha iyi açıklayabilmek için bir girişimdi ve Oda bu kez galaksimizi evrenin merkezine yerleştirdi.Herschel,teleskopla gözlenebilen bir çok saçaklı nebulanın Samanyolu’nun bir parçası olmadığını söyledi ancak diğer galaksilerde bizim gibiydiler.Newtonun sonsuz evren fikri gibi buda tutulmadı. Alman doğa filozofu Immanuel Kant,18.y.y.da,Samanyolu’nun evrendeki birçok galaksiden sadece biri olduğunu ileri sürdü ancak fikirleri,1920li yıllarda astronomlar,bizden milyonlarca ışıkyılı uzakta ve büyüklükleri bizim galaksimizle karşılaştırılabilecek kadar olan galaksileri gözleyene dek kabul görmedi. 1917de Harlow Shapley,Güneşin galaksinin merkezinde olmadığını yıldız kümelerini gözleyerek ispatladı ve bundan sonraki adımda astronomlar Güneşin hareketini hesapladılar.Tüm bunlar,sonunda Güneşin özel bir yıldız değil ve hatta sıradan olduğunu gösteriyordu. 1923te Edwin Hubble Andromeda nebulasında Cepheid değişkenlerini keşfetti. Paralaks ve Cepheid Değişkenleri En yakınımızdaki yıldız olan Proxima Centaurinin uzaklığı 4,2 ışık yılıdır.Paralaks yöntemiyle bu uzaklığı kesin olarak ölçebiliyoruz.Astronomların paralaks dedikleri şey,Düny...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : EVREN MODELLERİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matematik

EVREN VE UZAY

Ödevin Özeti

EVREN ve UZAY Evren,varolan herşeyi anlatan bir kelimedir. Gördüğümüz,bildiğimiz,duyduğumuz herşey evrenin içindedir.Evren uzaydan ve uzayda bulunan sayısız varlıklardan meydana gelmiştir. İnsanlar çok eski zamanlardan beri evren ve onun oluşu hakkında çeşitli şeyler düşünmüşler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalışmışlardır. Evrenin oluşu hakkında çeşitli şeyler düşünmüşler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalışmışlardır. Evrenin oluşu hakkında çeşitli araştırmalar yapan bilginler,bunun önce bir gaz kütlesi halinda meydana geldiği sonra yavaş yavaş maddelerin doğmaya başladığı fikrinde birleşmişlerdir.Yine ileri sürülen bir teoriye göre evren gittikçe genişlemektedir. Genişleme dünyadan uzaklaştıkça artmaktadır. Bilimadamları bunu nebulaların tayflarında bulunan kırmızının yer değiştirmesini delil göstererek ispatlamışlardır. Bilimadamları galaksi adı verilen yıldızlar topluluğunun birbirlerinden uzaklaşmasını ölçü olarak almışlar ve evrenin yaşının 5 milyar olduğunu ortaya çıkarmışlardır.Bu rakam dünyanın ve yıldızların diğer usullerle hesaplanan yaşlarına da uymaktadır. GEZEGENLER Güneş merkezinde olmak üzere her biri güneşin etrafında birer elips şeklinde yörünge çizerek dönen gök cisimlerine “gezegen” denir. Gezegenler, tıpkı dünyamız gibi güneşin çekim alanına tabi birer uydudur.Dünya da dahil güneş etrafında yörüngelerinde dolanan dokuz gezegen mevcuttur.Gezegenler,uzaydaki yıldızlardan kolaylıkla ayırt edilebilirler.Şöyle ki;gezegenlerin ışıkları yıldızlarınki gibi kırpışmaz,ışıkları atmosferden direkt olarak gelir.Çünkü gezegenler dünyamıza uzaklıkları bakımından çok farklıdır. Gezegenler büyüdükçe yoğunlukları azalır.Gezegenler,güneşin çevrelerinde döndükleri gibi,dünya gibi kendi eksenleri etrafında da dönerler. Gezegenler dünya gibi soğuk cisimlerdir.Bize gelen ışıklar güneşten gezegenlere çarparak yansıyan ışınlardır. Güneşin çekim alanına tabi dokuz gezegen güneşten uzaklıkları sırasıyla şunlardır: -Merkür, -Venüs, -Dünya, -Mars (Merih), -Jüpiter, -Satürn (Zuhal), -Uranüs, -Neptün, -Plüto’dur. Bunlardan güneşe yakın olan üç gezegene “iç gezegen- ler” diğerlerine ise “dış gezegenler” denir. Mars ve Jüpiter arasında bulunan ve “asteoritler” adı verilen küçük gezegenler de dış gezegenlerdir. Ayrıca;Merkür,Venüs ve Plüto hariç diğer gezegenlerin bir veya birden fazla kendine tabi küçük uyduları bulunmaktadır.Uydu, bir gök cisiminin çekim alanına tabi olarak onun etrafında dönen diğer gök cisimlerine denir.Bu küçük uydular arasında atmosferi olan tek uydu Satürn(Zuhal) gezegeninin uydusu olan Titan’dır. MERKÜR Gezegenlerin en küçüğüdür.Utarit adı ile de bilinir. Güneşe en yakın gezegen olup güneşe olan mesafesi 57 milyon 850 bin kilometredir.Güneşe yakın olduğu için ya güneş batarken,ya da doğarken görülebilir.Güneşin çevresinde ve kendi ekseni etrafındaki dö...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : EVREN VE UZAY ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matematik pl

FÜZELERDE GÜDÜMLEME SİSTEMLERİ

Ödevin Özeti

Füzelerde Güdümleme Sistemleri Gönül YILDIRIM Özet: Bir füze fırlatıldıktan sonra hedefe doğru ilerlerken ona bir pilot gibi kılavuzluk eden sisteme güdümleme sistemi denir Güdümleme sistemlerinin temel görevi füzenin hedefini bulabilmesini sağlamaktır. Bu nedenle ana işlev olarak , hem füzenin rotasına karar vermekle hem de bu rotada kalmasını sağlamakla sorumludur. Diğer taraftan gelişen füze sistemlerine karşı, savunma sistemleri de sürekli gelişmektedir . Günümüzde radarlarla hava sahaları her an taranmakta ve bir saldırı aracı fark edildiği anda bunların imhası derhal gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle kılavuzluk sistemleri bir füzenin sadece hedefe ulaşmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda rotası üzerinde akıllı hareket ederek radarlardan saklanmasını gerçekleştirir. Füzeler menzillerine, taşıdıkları silah başlıklarına veya vuracakları hedeflerin özelliklerine göre çeşitlilik gösterir. Kılavuzluk sistemleri de bu özelliklere göre farklılık göstermektedir. Genellikle füzelerin güdümleme sistemleri hedefi bulmakta kullanılan birden fazla sistemden oluşmaktadır. Örneğin; son on yılda Irak, Bosna, Sudan ve en son Afganistan da kullanılmış olan Tomohawk füzesinde şu dört sistem bir arada bulunmaktadır: [1] • GPS alıcısı: bu sayede füze, atıldıktan sonra uydularla haberleşerek konumunu kontrol edebilmektedir. • TERCOM (Terrain Contour Matching) sistemi: Füze, hedefe doğru yol alırken, üzerindeki bir radar ile sürekli yükseklik bilgisi ölçmekte ve kendisine önceden yüklenen sayısal harita bilgisi ile karşılaştırabilmektedir. Bu sayede adeta yüzeyi yalayarak ve araziye uyarak (30 50 mye dek alçalarak) kendini savunma radarlarında gizleyebilmektedir. • TOA (Time of Arrival) Sistemi: Füze hedefe yaklaşık ne kadar süre sonra ulaşacağını kontrol edebilmekte. Böylece hızlı erişimden hassas arama moduna geçerek füzenin hedefe kilitlenebilmesini sağlamaktadır. • DSMAC (Digital Scene Matching Area Correlation) sistemi: Füze üzerinde hedefe ait yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafı bulunmakta , hedef yakınına geldiğinde füze, kendi kamerasından gördüğü resim ile daha önce yüklenen uydu resmini karşılaştırmakta ve bu iki resim üst üste çakışıncaya kadar hedefi aramaktadır. Bu kadar akıllı sistemlerle donatılmış füzelerin hedefi vurma yüzdeleri ve doğruluklarının oldukça yüksek olacağı aşikardır. 1. Giriş: Elektronik savaşların önem kazandığı günümüzde, etkili silahların başında roket, füze ve pilotsuz hava araçları gelmektedir. Bunlardan pilotsuz hava araçları daha çok operasyon yapılacak bir bölgede keşif amacıyla kullanılırken,roket ve füzeler adeta adrese teslim etkili tahrif silahları olarak ürkütücü yeteneklerle donatılmaktadır. Roketler (balistic missile) bir platformdan fırlatılan ve itme kuvvetiyle daha önceden değiştirilmeyen yörünge üzerinden hedefe ulaşan araçlardır. Füzeler(cruise missile) ise yine bir itme kuvvetiyle , bir platf...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : FÜZELERDE GÜDÜMLEME SİSTEMLERİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss f