8/11/2008 · Kategori: Bati Dilleri ve Edebiyati
Ödevin Özeti
Kurastıruvşı- BaQıt Sarbalaev
Redoktarı – Qarjavbay Omarov
Kökpar: Etnoğraf –Äñgimeler/ Qurast
B. Sarbalaev- Almatı: “Balavsa” 1992-352 bet
Er jalıQtın ejelden kele jatkan, babadan ataġa , atadan balaġa avısar turmıs saltı bolatını belgili. Sol siyakQtı , Qazaktıñ da tek özine ten , onıñ ulttıQ beynesin ayQınday tüsetin tolıp jatQan salt-destürleri , jol-joralġıları bar. Bulardı bolaşaQ urpaQ üşin saQtalġan asıl mura , alġan baġıtınan adastırmas şamşıraQ dese bolġanday.
Bul taQırıp burındı-sondı Qalam gerlerimizdiñ talay-talay şıġarmalarına özek bolġan. Mına kitapka osınday ätnografiyalıQ eñgimelerdin bir torı engizilip otır.
AYMAVITOV
ÄNSI
I
[3] Jetişatır ¬ JaQsı Qala
Qaptop JotQan QazaQ. Jazı-Qısı-Qımız, ayın-savıQ- “katat’sya”. Ayt, toy, Qudalık, at jarıs, kures. Maskunem. Töbeles. Üy Qıdırgan köleñ-köleñ aQ javlık... Jaz şıksa parahad, param, jel QayıQ, jasıl aral, Qalıñ orman... Kökke şıQQan, güvlöyt saQkan, masayraQan şat köñnil.... Sırnay-kerney.... QızıQ duvman.... Qayt känmän sergek Qala.
Stipändiyadan jırmalaQan azdı- köptitiyınnıñ Qızıgın körQeli adam siyoktanıp otız tiyınga ber joboy joldQo, jeksänbi küni är jaQka tarttıQ.
Kelgän jılımız. Qalanıñ jay-jopsarına QanıQ emespiz.
–Aġay saQsı Qımız kimde bar?
Berjabay öyelderdiñ atın şubırta bostadı
–Jumaş kimniñ Qatını?
–Qatın emes Qız
BaQsaQ, “äbüvkoniypa”, “iman aġzamşılop”, Qımızşılar Qatınderdıñ atımän aytadı ekän. On minutta arġı kabaQka şıQtıQ.
Ar jaQ – QazaQ dalası. Özän örley salıngan eki meşitti, bir şirkevli, ıġı–jıġı taypaQ Qala. Aġaşı, kirpişi, töbesi, taQalı japıray apn tävkÄnşık üyşikter: “Bizdi QazaQtan başka kim mekändesin?” degändey, bet-ovzı Qisayıp, közderi sıġırayıp, kem señdep turġan ispetti. Baylardıñ kök satırlı salayattı sarayları jomon–juman bospanalardı bosıp ketetindey korozdanıp, basın kökke sozadı kök şuġa tıstı, janat kundızdı kök kumıra börik kigän mavbos, bordaQı boylar ot-turmanı jarkırop, kökm...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : KAZAK TÜRKÇESİ VE YAZARLARI ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizi
8/11/2008 · Kategori: Bati Dilleri ve Edebiyati
Ödevin Özeti
SEFİLLER Bay Myriel genç yaşında evlenmiştir. Eski parlamento üyeleri dağıtıldıktan sonra Bay Myriel İtalya’ya göç etmiştir ve burada uzun süredir hasta olan eşini Fransız İhtilali ile birlikte kaybetmiştir. Uzun bir aradan sonra Bay Myriel tekrar Fransa’ya dönmüştür. Burada rahip olmuştur ve Digne piskoposluğuna atanmıştır. Bu atamayla Bay Myriel kendisinden on yaş küçük olan kız kardeşini ve hizmetçilerini alarak görev yerine gitmiştir. Piskoposluk sarayı çok görkemli bir konaktır fakat bunu yanında hastane tek katlı çok küçük bir yerdir. Bay Myriel bir akşam hastanenin başhekimini evine yemeğe çağırır ve ona evi ile hastaneyi değiştirmeyi önerir. Bu öneriyi sevinçle karşılayan başhekim bu öneriyi kabul eder ve kısa bir sürede hastane ile piskoposluk sarayının yeri değişir. Bay Myriel yaptığı yardımlarla kısa sürede halkın kalbinde taht kurmuştur. Halka verdiği vaazlarda hasta olan insanlara kötü gözle bakılmaması gerektiğini bunu aksine hastalığı yaratan koşulları görüp onları iyileştirmenin bir çaresini bulmanın gerektiğini anlatmıştır. 1815 yılının Ekim ayında Digne kentine kırk yaşlarında bir adam gelmiştir. Bu adam ilginç giyimiyle garip bir görüntü oluşturuyordur. Adam kentin en gösterişli bir hanına doğru yürür ve orada kalmak istediğini han sahibine iletir fakat kalacak yer olmadığı için buradan geri döner. Halbuki bu handa yer vardır fakat hancı sahibinin gözü tutmadığı için adama yalan söyler ve onu başından atar. Adam, girdiği diğer meyhanede de handaki olaylara benzer davranışlarla karşılaşır ve bir cezaevinin kapısını çalar. Küçük pencereden bakan gardiyana bir gecelik yatak istediğini söyler fakat gardiyan oraya sadece suç işleyenlerin girebileceğini söyler ve pencereyi kapatır. Gece yaklaştıkça adam iyice titremeye başlamıştır. Yürüdüğü yolun sonunda yıkık bir kulübe görür ve geceyi geçirmek için oraya sığınmaya karar verir. Fakat içeri girer girmez kocaman bir köpekle karşılaşır ve haykırarak oradan uzaklaşır. Bütün umutlarını yitirmiş bir vaziyette kilisenin bahçesindeki taş kanepeye uzanır. Tam o sırada kiliseden çıkan yaşlı bir kadın adamı görerek ona yaklaşır. Bu kadın Bay Myriel’in hizmetçisi Bayan Magloire’dir. Adama yaklaşarak ona bir kaç soru sorar ve sonunda adamın elini tutarak bahçenin öbür ucundaki kulübeye gitmesini önerir ve daha sonra oradan uzaklaşır. Adam hiçbir şey söylemeden kendisine gösterilen yere doğru yürür ve kulübenin kapısını çalar. İçerden bir ses kapının açık olduğunu ve içeri girebileceğini söyler. Yabancı adam kapıyı itip içeri girer. Kısa bir süre sonra adam Bay Myriel’in yanına gelerek boğuk bir sesle adını Jan Valjan olduğunu ve kürek hükümlüsü olduğunu anlatır ve devam eder. Tam on dokuz yılının zindanda geçirdiğini, Paterliye kasabasına gittiğini ve dört gündür yolda olduğunu söyler Piskopos (Bay Myriel) sakin bir sesle hizmetçiye dönerek misafirlerine yiyecek ve yatacak bir mekan hazır...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : SEFİLLER ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matematik planlar
8/11/2008 · Kategori: Bati Dilleri ve Edebiyati
Ödevin Özeti
GİRİŞ Sürrealistler kendi görüş açılarını ortaya koyarken, daima Dadaistlerin, sanat kavramını aşağılayan propagandalarına dayanırlar. Sürrealizm, sanat çalışması ve sanatın bir meslek olması düşüncelerini iç içe yoğurmuş ve varılan sonuçlar, her zaman sanatçı kişilere gelip dayanınca da bir çeşit kendini beğenmişliğin gülünç ürünleri ortaya çıkmıştır. Empresyonizmin, gözdeki duyu izlenimleriyle yirminci yüzyıl sanatına katkıda bulunduğu savına karşı çıkıldığı gibi, Sürrealist sanatın da zaman zaman edebi bir sanat olduğu savına karşı çıkılabilir. Sürrealist resim, Sembolistler (ve onlardan çok daha önce Leonardo da Vinci) tarafından benimsenmiş olan bir programı uygulamakta ve temelinde resmin, ruhsal bir etkinlik olduğu gerçeğine dayanmaktadır. Öte yandan Psikanaliz Sürrealist ressamın ruhsal dürtülerini başı boş bırakabilmesini sağlamıştır. Bu da, resimde soyutlamanın geometrik bir niteliğe sahip olması gerektiği hakkındaki katı anlayışın aksinedir. Sürrealizm, doğası gereği, bizleri sadece meydana getirilen işlerin estetiği açısından değil, aynı zamanda uygulamadaki değişiklikler yönünden de uyanık olmaya zorlar. Sürrealizmin gerçekleştirdiği devrimse, gözle görünen ve görünmeyen dünyaların tartışıldığı bir oyun alanıdır. Duyarlı bir deyişle, Sürrealist resim, ellerin ya da gözlerin bir becerisi olmaktan ibaret değildir; sanatçı böyle bir yapıtı yüreğiyle de oluşturur. 1. SÜRREALİZMİN TANIMI 1916 dan bu yana etkisini sürdüren bir Modern Sanat akımı. Yalnız resim ve heykelde değil, tiyatro, sinema ve edebiyat alanlarında da yayılmıştır. Sürrealizm, resim ve heykelde betileri gerçek dünyadaki ilişkilerine göre ele almaz. Aksine, bunlar asla var olmayacak düşsel bir ortam yaratacak bir kompozisyon içinde sunulurlar. Bazen, betiler tek tek ele alındıklarında tümüyle gerçekçi bir teknikle yaratıldıkları görülür. Bu durumda, yapıtı gerçeküstücü kılan şey, sadece kompozisyonun olası bir dünyayı betimlememesi olacaktır. Bazen ise, hem betiler düşsel yaratık ve nesnelere aittirler, hem de bunlar düşsel bir kompozisyon içinde sunulurlar. En ünlü sürrealistler arasında R. Magritte, P. Delvaux ve S. Dali adları sayılabilir. 2. SÜRREALİST DEVRİMLER Bir sanat akımının belirgin ürünleri olan yazılı ve çizili yapıtlar, broşürler, bildiriler ve dergiler, yani bir grubun birlikte sürdürdüğü yaşamın canlılığını yansıtan her şey, açıkça ortaya çıkabildiği halde, o akımın gelişimde önemli rol oynamış birçok kimse ve olay, tarihin karanlıklarında gizli kalmaktadır. İlk sayılarını Pierre Naville ve Benjamin Péretnin, dördüncü sayısından sonra da (1925) André Bretonun yönettiği La Révolution surréaliste dergisi, Aralık 1924 ile Aralık 1929 tarihleri arasında on iki sayı çıkmıştır. Aralık 1929, Dalinin sanat alanında kendini gösterdiği, daha da önemlisi Bretonun grubunu köklü bir saflaştırmaya tabi tutarak İkinci Manifestosunu...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : SÜRREALİST ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matematik planl
8/11/2008 · Kategori: Bati Dilleri ve Edebiyati
Ödevin Özeti
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Hayatı :
Mısırda İbrahim Paşa konağına yerleşen ve orada İkbal Hanım ile evlenen Kadri Beyin oğludur. 27 Mart 1889da Kahirede doğdu. 6 yaşındayken ailesi ile birlikte Manisaya geldi. İlköğrenimine Fevziye Mekteb-i İptidaisinde başladı.İki yıl sonra da İzmir idadisine gönderildi. Parasızlıktan dolayı öğrenimini tamamlayamaz. Aile yeniden Mısıra dönünce İskenderiyedeki Frérésler Fransız okuluna girdi. 2 yıl sonra orta öğrenimini tamamladı. 1906da Jön Türkler ile tanıştı. 1908de İstanbula yerleştiler. Yakup Kadri, Mekteb-i Hukuka girdi. Ama bitiremeden ayrıldı. Nirvana adlı oyununu yazdı. Bu sıralarda eserlerini yazmaya başladı. 1917de tüberküloza yakalandı. Tedavi için İsviçreye gitti. Bektaşiliğe ilgi duymaya başladı. Ve Nurbaba adlı romanını yazdı. 1913de ilk hikaye kitabını çıkardı. 1919dan sonra güncel olayları izleyen Kurtuluş Savaşını destekleyen bir gazeteci oldu. Hikayeleri milli mücadele ile ilgilidir. 1921de Ankaranın çağrısı üzerine Anadoluya geçti. Önce Mardin, sonra Manisa milletvekili oldu. Leman hanım ile evlendi. 1932 yılında arkadaşları ile kadro dergisini çıkardı. Yine aynı yıl Yabanı yazdı. 1934 yılında dergi kapandı. Prag La Haye, Bern elçilikleri yaptı. Daha sonra yurda döndü. Kurucu meclis üyeliğine seçildi. 1962de CHP.den istifa etti. 13 Aralık 1974de Ankarada öldü.
Eserleri:
Hikaye: Bir Serencam Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri
Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodon ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama, Hep O Şarkı,
Mensur Şiirler: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları
Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk
Çeşitli Makaleleri: İzmirden Bursaya, Kadınlık ve Kadınlarımız, Seçme Yazılar, Ergenekon, Alp Dağlarından ve Miss Chalfrinin Albümünden
Tiyatro Eserleri: Nirvana, Vede, Sağnak, Mağara
Kitabın Konusu:
Kurtuluş savaşı, köyün köylünün savaştaki tavırları, durumu ve Ahmet Celalin köylülerle ilişkisi.
Karakterler:
Ahmet Celal: Köye gelen tek kolunu savaşta kaybetmiş eski bir subay. köylüler ona Yaban derler. Defteri tutan kişi de odur.
Mehmet Ali: Ahmet Celalin eski neferi
İsmail: Mehmet Alinin 14 yaşındaki kardeşi. Boyu çok kısadır. Çocukluğunu yaşayamamıştır. Ağır işler yapar. Çok çirkindir.
Zeynep Kadın: Mehmet Alinin annesi. Kocası öldükten sonra evin işleri kendisine kalır. Çok güçlüdür. B
Bekir Çavuş: 23 yıl askerlik yapmıştır.Pek çok yer gezip görmüştür.
Salih Ağa: Köyün zengin adamlarındandır.
Emine: Yazarın aşık olduğu güzel köylü kızı.
Muhtar: Köyün muhtarı.
İmam: Köyün imamı.
Emeti Kadın: Yazarın ev işlerine bakan kişi
Hasan:Çobanlık yapar.
Süleyman: Sessiz sakin biridir. Çok fazla konuşmaz.
Memiş: Süleymanın en iyi arkadaşı.
Cennet: Süleymanın karısı. Kahkahası bol keskin bakışlı bir kadındır. Erkeklerden ürküp kaçmaz.
Şerif Çavuş:..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ABAN ROMANININ ÖZETİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matem
8/11/2008 · Kategori: Bati Dilleri ve Edebiyati
Ödevin Özeti
HİTLER OYUNCAGIMI ÇALDI Hitler zamanında Almanya’lı fakat Musevi bir aile vardır.Bu aile,Hitler başa gelene kadar mutlu bir hayat yaşar fakat Hitler’in hükümdarlık koltuğuna oturması ile birlikte Hitler’in soykırımından kaçarlar. Almanya’daki tüm varlıklarını Alman oldukları için değil,Musevi oldukları için Hitler’e ve ordusuna teslim etmek mecburiyetindelerdir. Almanya’daki tüm hayatları da sona erecektir. Fakat ailenin babasının işi.diğer ülkelerde yapılmaya elverişlidir. Ailenin babası bir gazete yazarıdır. İlk önce, İsviçre’nin Zürih kentine giderler. Bir süre burada kaldıktan sonra Fransa’nın Paris kentine, daha sonra ise , İngiltere’nin Londra kentine geçerler. Çok sık yer değiştirmelerinin nedeni, Hitler’in yayılma politikası, onları izleyişi, parasızlık ve yaşadıkları yerlerdeki hayat koşullarının iyi olmayışıdır. Aile mensubundan Anne ( ailenin küçük kızı) onları kendi gözlemleriyle anlatır. 12 saatlik bir yolculuk sonrası, Londra’da köhne bir otele yerleştik. ,parasızlığın ve yorgunluğun verdiği rahatsızlığı az da olsa otelde atmaya çalışıyorduk. Bu küçücük odada herkesin dalgın bakışları ve sessizliği onların düşünceye daldığını gösteriyordu. Uzun bir istirahattan sonra babam, yeni bir gazeteye yazmak için uğraşıyordu. Hitler’in acımasızlığı ve Fransa’ya doğru yayılışı, İngiltere’yi de korkutmuştu. Cadde ve sokaklarda Hitler’e karşı atılan sloganlar, olumsuz propagandalar, asılan afişler, İngiltere’nin tarafsız kalmadığına bir kanıttı. Geldiğimiz günü otel ve iş aramakla geçirdik. İkinci günün sabahında Hitler’in İngiltere’ye ilerleyiş haberini duyunca çok korkmuştum. Zaten de içimde bir huzursuzluk vardı, ve o anda babama sarılarak güvenebileceğim biri olduğunu hatırladım. Ve ona şöyle dedim: - Eyvah! Baba, Hitler bizi öldürmeğe, oyuncağımı aldığı gibi canımızı da almaya gelecek. Babam: - Hayır, pes etmemeliyiz. Buralara nasıl geldi isek, buradan da öyle gideceğiz. O, pes edenlerin içinde hiçbir umut olmayanların ve cesaretsizlerin canını alabilir. Biz güçlüyüz, umutluyuz, dedi. Bu sözlerden sonra, kendimde bir güç hissettim. Fakat Almanya’daki o acı günlerimi hatırladıkça korkmamak mümkün değildi. Babam, bu köhne ve nemli otelde hastalanmaya başlamıştı. Hastalığı gün geçtikçe ilerliyordu. Parasızlık yüzünden doktora da gidemiyorduk, ve imdadımıza otel sahibi Mr. White yetişti. Bu adam çok iyi bir insandı. Bizimle yakında ilgileniyor, yardımını esirgemiyordu, ve babama bu zor durumda bir iyilik yaptı, bir doktor çağırdı. Mr. White ‘ın bu hareketi beni ve ailemi çok duygulandırmıştı. Ona minnettar kalmıştık. Annem de böyle bir insanla karşılaştığı için Tanrı’ya şükrediyordu. Eğer böyle bir insanla karşılaşmasaydık, babamın ölümünü bile görebilirdik. Doktor, babamı muayene ettikten sonra, acı haberi duyurdu. Babam veremdi. Bu haberi duyunca yıkıldım. İçimden “eğer babam ölürse bize kim bakacak, kim para kazanıp bizi besleyi...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : HİTLER OYUNCAGIMI ÇALDI ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik ma