ANTİBİYOTİK DİRENCİ

Ödevin Özeti

Antibiyotik Direnci

Bakteriyel Tehditler
Bakterilerin antibiyotik direncini azaltmak için ne yapabilirsiniz?
Hiçbir antibiyotiğin durduramayacağı bakteriyel bir hastalık düşünün. "Diyelim ki birçok enfeksiyon hastalığının sorumlusu olan bakteriler güçlü antibiyotik ordumuzdan korunmayı öğrendi." Bu varsayım gerçekleşirse, enfeksiyona neden olan mikropları hiçbir antibiyotik yok edemez.
Bu ürkütücü senaryo bir gün gerçek olabilir. Tüberküloz, gonore, pnömoni ve menenjit gibi giderek artan sayıda enfeksiyonda, daha önce bu hastalıklarla mücadelede yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere dirençli suşlar gelişmiştir.
Direnç sorunu özellikle, hastalar arasındaki yakın temas nedeniyle hastanelerde sık olarak görülür ve yaygın antibiyotik kullanımı direnç gelişmesini kolaylaştırır. Tüm dünyada araştırmacılar, bu sorunu çözümlemeye ve özellikle hastane ortamlarında antibiyotik direncini kontrol altına almaya çalışıyorlar.
JAMAda yer alan bir makalede araştırmacılar, bu alanda ilk başarının elde edildiğini bildirdiler. Araştırmacılar, birçok bakterinin dirençli olduğu bir antibiyotik sınıfının hastanelerde kullanımının kısıtlanmasından sonra, sık rastlanan bir enfeksiyona neden olan bir bakterinin dirençli suşlarında önemli ölçüde azalma saptadılar. Antibiyotik direncini önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Son zamanlarda sağlık sorunu nedeniyle antibiyotik kullandıysanız, bu konuyu doktorunuzla görüşün.
ANTİBİYOTİK DİRENCİ NEDİR?
Antibiyotik direnci (antimikrobik direnç de denir) enfeksiyona yol açan mikroorganizmaların yeni çevrelere uyum sağlamasıdır. Bakteriler, antibiyotiğin saldırısına karşı koyabilmek için hücre yapılarını değiştirebilmektedir. Bir bakteri ilaca karşı direnç kazandıktan sonra, o ilaç artık enfeksiyonun tedavisinde etkili olmamaktadır. Bazı direnç tipleri diğer bakterilere de geçebildiğinden, giderek artan sayıda enfeksiyon artık antibiyotiklerle tedavi edilememektedir. Direnç çok fazla kişiyi etkileyebildiğinden, dünya çapında önem kazanmak...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ANTİBİYOTİK DİRENCİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matema

SPORDA KULLANILAN DOPİNG İLAÇLARININ TARİHÇESİ

Ödevin Özeti



Doping kullanımı 1920li yılların başında sporcular tarafından kullanılmaya başladı. Bugün bütün dünyada dopingin önüne geçebilmek için yoğun çalışmalar yapılıyor.
1920lerden bu yana hangi doping ilaçları, hangi yıllarda sporcular tarafından kullanıldı. Kullanım yaygınlığı ne durumda. Hangi branşlarda hangi ilaçlar tercih ediliyor..

Amfetaminler: 1920li yıllarda keşfedildi. Sporda ilk kez 1940lı yıllarda kullanılmaya başladı. 195-60 yılları arasında kullanımı yaygınlaştı. Bisiklet ve futbol branşlarında çok yaygın olarak kullanıldı. Günümüzde az kullanılıyor. Yakalanması kolay, alternatifleri olan bir doping ilacı.

Efedrinler: 1940’larda keşfedildi. Sporda ilk kez 1970’li yıllarda kullanılmaya başladı. 1970 yılından günümüze kadar kullanımı yaygınlaştı. Olimpik ve Takım Sporlarında yaygın olarak kullanılıyor. Günümüzde en yaygın biçimde kullanılan doping ilacıdır.

Kafein: 19 yy. öncesinde keşfedildi. Sporda ilk kez 19 yy. başlarında kullanılmaya başladı. 19.yy’da yaygın olarak kullanılırken, son zamanlarda azalma eğilimi gösterdi. Daha çok Efedrinle birlikte kullanılıyor. Olimpik ve takım sporlarında yaygın. Günümüzde diğer ilaçlarla birlikte kullanımı çok daha yaygın. .

Kokain: 17. yy öncesinde keşfedildi. Sporda ilk kez 19 yy. sonlarında kullanılmaya başladı. 1960’lı yıllardan günümüze dek kullanım alanı çok yaygınlaştı. Futbol branşında kulanımı çok yaygın. Günümüzdeki kullanımı çok yaygın değildir.

Anabolik Steroidler ve Anabolik Maddeler: 1930’lu yıllarda keşfedildi. 1950’lerde sporda ilk kez kullanılmaya başladı. 1960-1980 yılları arasında kullanımı çok yaygınlaştı. Olimpik ve takım sporlarında kullanılan bir doping ilacıdır. Günümüzdeki kullanımı oldukça yaygındır.

Diüretikler: Sentetik Diüretikler 1960’larda keşfedildi. Sporda ilk kez 1970’lerde kullanılmaya başladı. 1970’lerde kullanımı çok yaygınlaştı. Genel olarak ağırlık sıralaması olan dallarda çok yaygın olarak kullanıldı. İlaç atılımı içinde yaygınlaştı. Günümüzde tanınmas...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : SPORDA KULLANILAN DOPİNG İLAÇLARININ TARİHÇESİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez d

ANTİMİKROBİK İLAÇLAR

Ödevin Özeti

ANTİMİKROBİK İLAÇLAR

Antienfektik tedavinin temel amacı,enfeksiyon hastalıklarının ilaçla tedavisidir.Kemoterapi,ehrlich 19.yy’da ortaya atmış olduğu bir terim olup mikrorganizma ve parazitleri konakçıya zarar vermeden öldürebilen ilaçlarla yapılan tedavidir.Antimikrobik ilaçlar terimi hem antibakteriyel ilaçlar hemde antibiyotikler için ortak kullanılır.Antibiyotikler mikroorganizmalar tarafından oluşturulan maddelerdir.ÖR:penicillin penicillium natatum adı verilen bir küf mantarı tarafından üretilir.Antibakteriyel ajanlar araştırma labratuvarlarında geliştirilen bileşiklerdir.ÖR:sülfanamidler..
Antimikrobik ilaçlar bugün 5 temel mekanizma ile etkili olduğu bilinmektedir.
1.Bakteri hücre duvarının sentezinin inhibe edilmesi.
2.sitoplazmik membranın permeabilitesinin artması.
3.bakteri ribozomlarındaki protein biyosentezinin engellenmesi.
4.nükleik asit sentezinin bozulması.
5.intermedier(hücre içi olaylar)biyokimyasal metabolizmanın bozulması.
Antibiyotikler,kimyasal maddelerdir ve bunlar belirli bazı mikroorganizmalar tarafından üretilen ve diğer mikroorganizmaları öldüren veya inhibe eden etkiye sahiptirler.Antibiyotikler kemoterapatik ajanların özel bir sınıfını oluştururlar ve bunlar doğal ürünler olmaları(mikrobiyal aktivite ürünleri)bakımından sentetik kimyasallardan(insan aktivitesi ürünlerinden)ayrılırlar.Antibiyotikler büyük ölçekli mikrobiyal prosesler yoluyla üretilmiş maddelerin en önemli sınıfını teşkil ederlerler.Pekçok antibiyotiğin keşfedilmesine rağmen tıpta pratik değeri olan belkide %1’den daha azdır. Bu yüzden enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde ciddi bir öneme sahip olması bakımından kullanışlıdır.Bundan başka bazı antibiyotikler kimyasal modifikasyonlarla daha fazla etkin kullanılabilirler.Bunlara semisentetik antibiyotikler denir.Mikroorganizmaların antibiyotiklere ve diğer kemoterapatik ajanlara hassasiyeti değişiklik göstermektedir.Gram(+) bakteriler antibiyotiklere Gram(-) bakterilerden genellikle daha hassastırlar...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ANTİMİKROBİK İLAÇLAR ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matem

BACTERİA

Ödevin Özeti

Bacteria is the common name for a vast group of one-celled microscopic organisms that encompasses the smallest, simplest, and perhaps first form of CELL life that evolved. They constitute one of two divisions in the kingdom MONERA. They are unicellular and furnish both the raw material and the chemical machinery for their own reproduction, whereas viruses, for example, do not. The oldest sign of life is a fossilized bacterial cell discovered in a rock in Africa and estimated at about 3.5 billion years old. The study of bacteria is called bacteriology, which belongs to the broader science of MICROBIOLOGY, or the study of all types of microorganisms, including one-celled protozoa, yeasts, and algae. Medical microbiology is concerned with the behavior and control of pathogens, which are microorganisms that cause INFECTIOUS DISEASES in humans and other animals. SIZE AND HABITAT Thirty trillion bacteria of average size weigh about 28 g (1 oz). Bacteria are measured in microns (0.001 micrograms, about 0.00004 in) and most types range from 0.1 to 4.0 microns in width and 0.2 to 50 microns in length. Bacteria are found everywhere. Approximately 2,000 species have been identified, many of them living in conditions that would destroy other organisms. They have been found in the almost airless reaches of the upper atmosphere, 10 km (6 mi) below the surface of the ocean, in frozen soil, and on rocks in hot springs. Some bacteria produce a resting stage, the endospore, which is the most resistant living thing known and can be killed only by boiling in steam under pressure for many hours. CLASSIFICATION Advances in biology during the 19th century indicated that bacteria and certain other organisms were neither plant nor animal. Both bacteria and plants have rigid cell walls, but unlike plants, most kinds of bacteria move about and use organic foods for energy and growth; only a few use photosynthesis. Although bacteria are classified as plants in the traditional two-kingdom classification system, in one of the five-kingdom classification systems used today the one- celled PROKARYOTE (bacteria and cyanobacteria, or BLUE-GREEN ALGAE) are classified in the kingdom Monera and the one-celled EUKARYOTE (protozoa) are placed in the kingdom Protista. On the basis of their shapes, bacteria may be grouped into three main types: the rod-shaped bacilli, which often have small whiplike structures known as FLAGELLA that propel the organism, usually in a rolling or tumbling motion; the spherical cocci (singular coccus), which may grow in chains (STREPTOCOCCUS, or strep germ, as in STREP THROAT) or which may clump together like a bunch of grapes (STAPHYLOCOCCUS); and the comma- or spiral-shaped spirilla and spirochetes (see SPIROCHETE). Another kind of bacteria, called the mycoplasmas (see MYCOPLASMA), have no rigid cell walls and consequently are formless. These are...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : BACTERİA ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matematik planlar

BİOMALZEME BİLİMİ

Ödevin Özeti

BİYOMALZEME BİLİMİ


Biyomalzeme biliminde, biyolojik sistemlerle etkileştiğinde uyum sağlayabilecek yeni malzemelerin geliştirilmesi için yoğun çaba harcanmakta. Biyomalzemeler, insan vücudundaki canlı dokuların işlevlerini yerine getirmek ya da desteklemek amacıyla kullanılan doğal ya da sentetik malzemeler olup, sürekli olarak veya belli aralıklarla vücut akışkanlarıyla (örneğin kan) temas ederler. Bilimsel anlamda yeni bir alan olmasına karşın, uygulama açısından biyomalzeme kullanımı tarihin çok eski zamanlarına kadar uzanmakta. Mısır mumyalarında bulunan yapay göz, burun ve dişler bunun en güzel kanıtları. Altının diş hekimliğinde kullanımı, 2000 yıl öncesine kadar uzanmakta. Bronz ve bakır kemik implantlarının kullanımı, milattan önceye kadar gitmekte. Bakır iyonunun vücudu zehirleyici etkisine karşın 19. yüzyıl ortalarına kadar daha uygun malzeme bulunamadığından bu implantların kullanımı devam etmiş. 19. yüzyıl ortasından itibaren yabancı malzemelerin vücut içerisinde kullanımına yönelik ciddi ilerlemeler kaydedilmiş. Örneğin 1880de fildişi protezler vücuda yerleştirilmiş. İlk metal protez, vitalyum alaşımından 1938de üretilmiş. 1960lara kadar kullanılan bu protezler, metal korozyona uğradığında ciddi tehlikeler yaratmış. 1972de alumina ve zirkonya isimli iki seramik yapı herhangi bir biyolojik olumsuzluk yaratmaksızın kullanılmaya başlanmış, ancak inert yapıdaki bu seramikler dokuya bağlanamadıklarından çok çabuk zayışamışlar. Aynı yıllarda Hench tarafından geliştirilen biyoaktif seramikler, (örneğin biyocam ve hidroksiapatit) ile bu problem çözülmüş bulunuyor.

İlk başarılı sentetik implantlar, iskeletteki kırıkların tedavisinde kullanılan kemik plakalarıydı. Bunu 1950ler kan damarlarının değişimi ve yapay kalp vanalarının geliştirilmesi, 1960larda da kalça protezleri izledi. Kalp ile ilgili cihazlarda esnek yapılı sentetik bir polimer olan poliüretan kullanılırken, kalça protezlerinde paslanmaz çelik öne geçti. Bunun yanısıra, ilk olarak 1937de diş hekimliğinde kullanılmaya başlanan poli(metilmetakrilat) (diş akriliği olarak da bilinir) ve yüksek molekül ağırlıklı polietilen de kalça protezi olarak kullanıldı. II. Dünya Savaşından sonra, paraşüt bezi (Vinyon N adıyla bilinen poliamid) damar protezlerinde kullanıldı. 1970lerde ilk sentetik, bozunur yapıdaki ameliyat ipliği, poli(glikolik asit)den üretildi. Kısacası, son 30 yılda 4Oı aşkın metal, seramik ve polimer, vücudun 40dan fazla değişik parçasının onarımı ve yenilenmesi için kullanıldı. Biyomalzemeler, yalnızca implant olarak değil, ekstrakorporeal cihazlarda (vücut dışına yerleştirilen ama vücutla etkileşim halindeki cihazlar), çeşitli eczacılık ürünlerinde ve teşhis kitlerinde de yaygın olarak kullanılmakta. Günümüzde, yüzlerce firma tarafından çok sayıda biyomalzeme üretilmekte. 2700ü aşkın çeşitte tıbbi cihaz, 2500 kadar farklı teşhis ürünü ve yaklaşık 39.000 civarında değ...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : BİOMALZEME BİLİMİ ödevler ödev odev ödev sitesi odev sitesi ödev siteleri bedava ödev tez dönem ödevi öss fizik matemati