19/11/2008 · Kategori: Demografi
Ödevin Özeti
DERİ VE YUMUŞAK DOKU İNFEKSİYONLARI VE AMPİSİD a) Deri Ve Yumuşak Doku İnfeksiyonlarının Tanımı: İMPETİGO : İmpetigo çok rastlanan yüzeysel bir cilt enfeksiyonudur. Yüzde, bacaklarda ve kollarda kaşıntılı, yüzeyi sarı veya gri kabuklu kırmızı yaralar şeklinde kendini gösterir. Stafilokok, streptokok veya her iki tür bakteri bu rahatsızlığı yapabilir. Düzgün cilttede görülebilir. Ama bu bakteriler genelde yara bere izi, çizik, böcek ısırığı olan yerlere hücum etmeyi severler. Ayrıca dermatit gibi başka bir cilt hastalığıyla da yan yana görülebilir. Enfeksiyon önce bir kızarıklık şeklinde başlar, sivilce oluşur, patlar ve 1-2 gün sızıntı yapar. Bunun sonucunda yapışkan bir kabuk tutar. Yara genişleme eğilimindedir ve bulaşıcıdır. Akıntıdaki bakteriler fiziksel temas ve kaşıma ile bedenin diğer kısımlarına da dağılır ve yaralar oluşur, ayrıca başka kişilere de bulaşır. İmpetigo, en çok temizlikten uzak, fakir çevrelerde yaşayan çocuklarda görülür. Yetişkinlerde başka bir cilt sorununun komplikasyonu olarak ortaya çıkar. İmpetigo teşhisi yaradan bir doku alıp labaratuvarda incelenerek konulabilir. Sınırlı ve küçük enfeksiyonlarda lokal ilaçlar etkilidir. Daha yaygın enfeksiyonlar için oral antibiyotik (ampisilin – sulbaktam yada eritromisin gibi) verilebilir. Antibakteriyel sabun veya temizleyici ile günde birkaç defa yıkamakla kabuklar yumuşayıp kolayca çıkartılabilir. Enfeksiyonu yaymamak için havlular, giyim eşyaları, traş malzemeleri paylaşılmamalı ve hastalık geçene kadar deri temasından sakınmalıdır. ABSE: Abse, dermis veya subkutiste, yani derinin derin kısımlarında içinde cerahat bulunan bir kitledir. Genellikle eritemli bir şişlik olarak görülür. Palpasyonda başlangıçta henüz yumuşamamış bir kitle saptanır. Zamanla yumuşar, deri yüzeyine açılır ve cerahat boşaltır. Deri altı doku veya organlarda gelişen süpüratif olaylar, deriye yayılıp deride abse oluşturabilir. Tüm abseli hastalarda mikrobiyolojik incelemeler vazgeçilmezdir. Akut abseler, kesinlikle bakteriyolojik olarak incelenmelidir. Yalnızca stafilokoksik bir enfeksiyonu kanıtlamak açısından değil, tedavide kullanılacak olan antibiyotiği seçmek açısından da bu incelemeler gerekir. Kronik abselerde bazen cerahat kullanılarak yapılan tüm mikrobiyolojik incelemeler, tekrarlayan titiz uğraşlara karşın sonuç vermeyebilir. Böyle durumlarda abse duvarından alınan doku parçalarındaki histopatolojik bulgular enfeksiyonun etkenine özgü olabilir. FRONKÜL ve KARBONKÜL: Fronkül halk arasında çıban olarak bilinir. Kıl follikülünün stafilokoksik bir absesidir. Ortasında kıl ostiumuna uyan bir yerde beyaz veya gri bir tıkaç gösteren fındık veya ceviz iriliğinde akut inflamasyon gösterir. Zamanla tıkacı atılır ve içindeki cerahat boşalır. İnflamasyon şiddetli ise skar bırakabilir. Gerek lokal gerekse sistemik nedenler ile çok sayıda fronkül gelişmesine veya sık sık nüksetmesine fronküloz den...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : AMPİSİD YUMUŞAK DOKU DERİ İNFEKSİYON odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz öd
18/11/2008 · Kategori: Demografi
Ödevin Özeti
Avrupa Topluluğunun oluşması 1. ADIM 9 Mayıs 1950 tarihinde Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman Avrupa ülkelerine bir çağrı yaparak, savaş sanayinin ana maddeleri olan kömür ve çeliğin üretim ve kullanımının uluslarüstü bir organın sorumluluğunda yönetilmesi gerektiğini belirtmiş ve böylece Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu kurulması için ilk adım atılmıştır. Schuman Planı esas alınarak yapılan görüşmeler sonunda AKÇT’yi kuran ve aynı zamanda bugünkü Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan Paris Antlaşması, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg arasında 18 Nisan 1951 tarihinde Paris’te imzalanmış ve 25 Temmuz 1952 tarihinde yürürlüğe girmiştir. AKÇT’ye İngiltere, İrlanda ve Danimarka 1.1.1973, Yunanistan 1.1.1981, Portekiz ve İspanya 1.1.1986, Finlandiya, İsveç ve Avusturya ise 1.1.1995 tarihinde katılmışlardır. Montanunion olarak da anılan bu anlaşma ile, üye ülkeler arasında bir ortak kömür ve çelik pazarı oluşturulması, ekonominin geliştirilmesi ve istihdam ile hayat seviyesinin yükselmesinin sağlanması hedeflenmiştir. 2. ADIM 1957 yılında altı Batı Avrupa Devleti (Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya) arasında imzalanan Roma Antlaşması ile Avrupa ekonomik Topluluğu, kurulmuştur. AET’ye hukuken ve fiilen uluslararası bir kuruluş olma niteliğini kazandıran Antlaşma, 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Roma Antlaşması, 248 madde, ekler ve protokollerden oluşmaktadır. AET’nin nihai hedefi Avrupa’nın siyasal bütünlüğe ulaşmasıdır. Bu hedefe varmak için öngörülen ekonomik dengeyi sağlamak üzere, ilk araç olarak üye ülkeler arasında malların, hizmetlerin, sermayenin ve emeğin serbestçe dolaştığı bir ortak pazar ve gümrük birliği kurulması öngörülmüştür. Roma Antlaşması’nın 2 nci maddesinde AET’nin hedefi Topluluğun görevi, ortak pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomik politikalarının giderek yaklaştırılması suretiyle, Topluluğun bütünü içinde ekonomik etkinliklerin uyumlu olarak gelişmesini, sürekli ve dengeli bir yayılmayı, artan bir istikrarı, yaşam düzeyinin hızla yükseltilmesini ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı ilişkileri gerçekleştirmektir şeklinde özetlenmiştir. 3. ADIM Paris Antlaşması’nı imzalayan altı ülke arasında AKÇT ile sınırlı bir alanda başlatılan bütünleşme çabalarını çeşitli alanlara yaygınlaştırma girişimleri kapsamında, öncelikle, Avrupa genelinde siyasi alanda bir bütünleşme gerçekleştirme yoluna gidilmiştir. Ancak, 1952 yılında Avrupa Savunma Topluluğu ve 1953 yılında Avrupa Siyasal Topluluğu (European Political Economy) olarak somutlaşan dış politika ve savunma politikası alanlarındaki bütünleşme girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması neticesinde, ekonomik entegrasyon gerçekleştirilmeksizin siyasi entegrasyona ulaşılamayacağı şeklindeki görüş ortaya çıkmış ve bu doğrultuda ekonomik entegrasyon çabaları yoğunluk kazanmıştır. Bunun üzerine, Messina’da, 1-2 Haziran...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : AVRUPA EUROPA AVRUPA TOPLULUĞU odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz ödev, yı
18/11/2008 · Kategori: Demografi
Ödevin Özeti
Son nüfus sayımına göre;
Kadın nüfusu: 34 021 921
Erkek nüfusu: 33 796 735
Toplam nüfus : 67 818 656
Genel cinsiyet oranı = (Toplam erkek nüfusu / Toplam kadın nüfusu) * 1000
Genel cinsiyet oranı = (33 796 735 / 34 021 921) * 1000
Genel cinsiyet oranı = 993,38
Doğumdaki kadın nüfusu : 603915
Doğumdaki erkek nüfusu : 640760
Doğumdaki cinsiyet oranı =
(Doğumdaki toplam erkek nüfusu / Doğumdaki toplam kadın nüfusu) *1000
Doğumdaki cinsiyet oranı = (640760 / 603915 )
Doğumdaki cinsiyet oranı =1061
Türkiyede son nüfus sayımına göre kadın nüfusun daha fazla olduğunu 1000 kadına 993 erkek karşılık geliyor aynı şekilde doğumda da 1000 erkeğe 1061 kadın karşılık geliyor. Bu farklılık gelecektede devam ederse savaş , ağır iş yükü gibi konularda Türkiyedeki erkek nüfusu yetersiz kalabilir.
2. Son nüfus sayımında Türkiye için ;
15-19 yaş grubu özel cinsiyet oranı = (tNe / tNk) * 1000
=(3691218 / 3518257) * 1000
= 1049
20-29 yaş grubu özel cinsiyet oranı = (tNe / tNk) * 1000
=(6403144 / 6182257) * 1000
= 1035
30-39 yaş grubu özel cinsiyet oranı = (tNe / tNk) * 1000
=(5005949 /4858093) * 1000
= 1030
40-49 yaş grubu özel cinsiyet oranı = (tNe / tNk) * 1000
=(3794288 /3643237) * 1000
= 1041
İncelediğimiz bütün grublarda kadın sayısının erkek sayısına oranla daha fazla olduğunu görüyoruz.
Türkiyenin genel nüfus yapısında kadın nüfusu sayıca erkeklerden fazla ve doğum cinsiyet oranlarına bakarak bunun devam edebileceğini söyleyebiliriz.
3. Nüfus piramidi ;
Nüfus piramidinde yaş grublarına göre kadın erkek nüfusunun oranlarını inceleme olanağımız vardır. Piramitten 60 yaşın üzerindeki grubta kadın nüfusunun daha fazla olduğu buna karşın genç nüfusta (0-25 yaş grubu) erkek nüfusun kadın nüfusundan fazla olduğu görülmektedir. Bu bize ağır iş gücü gerektiren sektörlerde Türkiyenin önündeki dönemde sıkıntı çekmiyeceğinin göstergesidir. Ancak genç nüfustaki yoğunluğun diğer yaş grublarına göre fazla olmasından dolayı yeni istihdam alanlarının oluşturulması gerektiği açıktır. Aynı zamanda yeni doğan bebeklerin nüfusundaki büyüklük diğer grublardan fazla olması nüfusun 5 yıllık dönem için artış eğilimde olduğu fikrini vermektedir.
4. Türkiye için Ortalama yaşam beklentisi, 2000 yılı için kadında 71.5 yıl, erkekte 66.9 yıldır. 2005 yılı için
kadında 72.7 yıl, erkekte 68.0 yıl; 2010 yılı için ise kadında 73.8 yıl erkekte 69.0 yıldır.
5. Türkiye genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahiptir. Nüfus artış hızı yıllar
itibariyle azalmaktadır. Ancak 2000 yılı nüfus sayımını göz önünde bulundurursak doğum oranlarındaki artış sebebi ile artan nüfus tipi görülmektedir. Ülkenin yıllık nüfus artış hızı %1.83 olarak görülmektedir. Bu oran, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin nüfus artış hızlarına göre yüksektir.
6. 65-70 yaş aralığındaki nüfus sayım sonuçlarına göre yaşayan kişi sayısı yaklaşık...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : DEMOGRAFİ DEMOKRAFİ DEMOGRAFI odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz ödev, yıl
18/11/2008 · Kategori: Demografi
Ödevin Özeti
DEMOGRAPHY AND EPIDEMIOLOGY The highest incidence is among neonates, who are usually infected by bacteria found in the birth canal at the time of parturition. Group B streptococci (Streptococcus agalactiae) account for the majority of cases; other causes include Listeria monocytogenes, E.coli, other Gram-negative bacilli, and enterococci. From age 1 to 23 months, the most common organisms are Streptococcus pneumoniae and Neisseria meningitidis Children from the second to the fifth year used to have a high rate of infection caused by Haemophilus influenzae type b. However the wide use of protein-polysaccharide conjugated vaccines has dramatically reduced the incidence of this infection From age 2 through 18, N. meningitidis is the most common cause, accounting for more than one-half of cases, followed by S. pneumoniae In adults up to age 60, S. pneumoniae is most common followed by N. meningitis Over age 60, most cases are due to S. pneumoniae and less often L. monocytogenes Predisposing factors Most cases of meningitis occur when colonization by potential pathogens is followed by mucosal invasion of the nasopharynx However, some patients develop disease by direct extension of bacteria across a skull fracture in the area of the cribriform plate Other patients develop meningitis following systemic bacteremia as with endocarditis or a urinary tract infection or pneumonia Other predisposing conditions include asplenia, complement deficiency, corticosteroid excess, and HIV infection CLINICAL FEATURES The overwhelming majority of patients with bacterial meningitis have fever and headache Most patients have high fevers, but a small percentage have hypothermia CNS symptoms Some patients will have significant photophobia and/or clouding of the sensorium Changes in mentation and level of consciousness, seizures, and focal neurologic signs tend to appear later in the course of disease CLINICAL FEATURES Nuchal rigidity Passive or active flexion of the neck will usually result in an inability to touch the chin to the chest Tests to illustrate nuchal rigidity The Brudzinski sign refers to spontaneous flexion of the hips during attempted passive flexion of the neck The Kernig sign refers to the inability or reluctance to allow full extension of the knee when the hip is flexed 90 degrees CLINICAL FEATURES Other findings Some infectious agents, particularly N. meningitidis, can also cause characteristic skin manifestations, petechiae and palpable purpura If meningitis is the sequela of an infection elsewhere in the body, there may be features of that infection still present at the time of diagnosis of meningitis eg, otitis or sinusitis LABORATORY FEATURES Most often the WBC count is elevated with a shift toward immature forms Platelets may be reduced if disseminated intravascular coagulation is present or in the face of meningococcal bacteremi...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : DEMOGRAPHY AND EPIDEMIOLOGY odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz ödev, yıllı
18/11/2008 · Kategori: Demografi
Ödevin Özeti
DEMOKRASİ ve İNSAN HAKLARINA KISA BİR BAKIŞ
A. DÜNYADA
Organize suçlar ve terörizmin demokrasiye etkileri ile demokratik düzen ve hukuk devleti içerişinde terörizm ve organize suçlarla mücadele konusu çalışmamızın odağını oluşturacağı için, demokrasinin tarihi sürecinden kısaca bahsetmek yerinde olacaktır. Demokrasi teriminin kullanılması, bilindiği gibi Eski Yunandaki şehir devletlerinden başlamaktadır.
Demokrasi, "Demos-Halk" ve "Kratos-Yönetim" kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. Demokrasinin beşiği, Anadolu ve Yunanistan yarımadalarıdır. Atina ve Isparta şehir devletlerinde köle olmayan bütün erkekler, sitenin yönetimine katılabiliyordu.(1)
Farklı sosyo-ekonomik süreçlerde gelişmiş olsalar da, site demokrasilerinde bugünkü demokrasi anlayışımızın bazı izlerine rastlamak mümkündür.(2)
Eski Yunandan çağdaş demokrasi anlayışına ulaşılması sürecinde Ortaçağda, sınırlı da olsa, bazı gelişmeler gözlendi.
Ortaçağın feodal sosyal ve ekonomik yapısı, sanayi devrimini hazırladığı gibi; düşünsel ortamı da, Rönesans ve Reform hareketleri öncesinde düşünsel alt-yapısının gelişmesine katkıda bulundu. Feodal düzene karşı halk tabakalarının yükselen sesi ise, demokratik sürecin toplumsal tabanını oluşturdu. Ticaretin gelişmesiyle birlikte yükselen orta sınıflar, yönetimde söz sahibi olma taleplerini ortaya koymaya başladılar. "Kararların alınmasına katılma hakkı verilmeyenler, bu kararlara uymak zorunda değildir" görüşü güç kazanmaya ve tepkide bulunma, doğal bir hak olarak görülmeye başlandı. Bu nedenle modern demokrasinin köklerinin Ortaçağa kadar uzandığı belirtilmektedir. (3)
Ortaçağdaki demokrasi süreci açısından ilk önemli tarihsel adım, 13. Yüzyılda (1215) "Mâgna Carta Libertatum" ile atıldı. Bu belge, birey hak ve özgürlükleri ile adalet anlayışının gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Rönesans ve Reform hareketleriyle başlayan Yeniçağda mutlak monarşi anlayışı gittikçe zemin kaybederken, demokrasinin nüvesi niteliğindeki fikirler toplumsal tabaka...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : DOMAKRASİ İNSAN HAKLARI İNSAN HAKLARİ KISA BAKIŞ odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet,