22/11/2008 · Kategori: Dis Hekimligi
Ödevin Özeti
Resin-İyonomer Restoratif Materyaller
ÖZET
Kompozit rezin ve geleneksel cam iyonomer componentlerini kapsayan hibrid restoratif materyaller son yıllarda geniş çapta tanıtılmasıyla Diş Hekimliğinde kabul edildi. Bunlar resin modifiye cam iyonomer simanları ve poliasit modifiye kompozit veya kompomerlerini içermektedir. Bunlar geleneksel restorasyonların nem hassasiyeti ve aşınma direncinin ve dayanıklılığın yetersiz olması problemlerini çözmek için geliştirildi. Aynı zamanda sertleşmenin kontrol edilmesi, diş yapılarına adezyon okluzal tablaya uygun kuvvet, florür salınımı ve estetik gibi klinik avantajlar sürdürülmüştür. Şimdi bu yeni materyallerin özelliklerine ve gelişimlerine göz atacağız. Klinik performansları umut verici ve amalgama ve diğer geleneksel restorasyonlara iyi bir alternatif olarak görülmektedirler.
TANITIM
Uzun amalgam restoratif materyal olarak tercih edildi. Buna rağmen son zamanlanlarda, insan sağlığını veçevreyi etkileyen toksik civa, amalgamın güvenirliliğini etkilemiştir. Diş Hekimliğindeki bu gibi endişeler alternatif restoratif materyallerin gelişmesini sağlamıştır. Rezin kompozit ve cam-iyonomer restorasyonlar uygulanabilir alternatifler olarak görünmektedir. Rezin kompozitler kısa dönemde amalgam kadar kalıcıdır. Fakat uzun dönemde renk değişimi, retansiyon kayıpları, sekonder çürüklere bağlı olarak başarısızlık oranı artar. Ayrıca yüksek kalitede kompozit restorasyonlar için cocuklarda zor olan nem kontrolünü çok iyi sağlamak gerekir.
Cam-iyonomer simanlar ilk kez 1972’de Wilson veKent tarafından Diş Hekimliğine tanıtılmıştır.
ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ
-mine ve dentine kimyasal bağlanma yeteneği
-periyodontal dokularla ve pulpayla biyolojik uyumluluk
-florür salınımıyla sağladığı karyostatik ve antimikrobiyel aktivite
-sertleşme büzülme hacminin düşüklüğü
-diş dokusuyla benzer ısısal genleşme katsatısı
Bu avantajlar onları yapıştırıcı simanlar ve kaide materyalleri kadar başarılı yapmıştır. Buna rağmen düşü...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : RESİN İYONOMER RESTORATİF MATERYALLER odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap özetleri, ozet, özet, ücretsiz ö
22/11/2008 · Kategori: Dis Hekimligi
Ödevin Özeti
PULPA NEKROZU
Pulpa dokusunun ölümü veya nekrozu, pulpanın akut veya kronik iltihabı veya travmatik yaralanma ile dolaşımın aniden kesilmesi sonucu meydana gelir. Nekroz pulpa dokusunda yayılma miktarına göre parsiyel veya total olabilir.
Histopatolojisi ve Klinik Semptomları :
Pulpa nekrozunun iki tipi görülebilir :
Giriş kavitesinden pü akışının olduğu, iyi bir kanlanma ve iltihabi eksüda ile bağlantılı olan likefaksiyon nekrozu. (proteolitik enzimler dokuları yumuşatmış ve sulandırmıştır.)
Bölgede kan akımının azaldığı veya kesildiği koagülasyon nekrozu. ( iskemi. ) Doku yumuşak bir kitle genellikle peynir kıvamında bir görüntüde olabilir ve protein, yağlar ve su birleşiminden oluşur. Nekroz ürünleri periapikal dokular için toksiktir ve miroorganizmalar olmaksızın, iltihabı cevabı başlatabilir ve sonuç olarak apse oluşturabilir.
Proteinlerin anaerobik bakteriler ile dekompozisyonu putrefaksiyon olarak adlandırılır.
Bu dekompoze ve enfekte proteinde aşağıdaki gibi bazı zehirli ara ve son ürünler bulunmuştur :
1. Fena koku oluşturan ara proteolitik ürünler
a) Triptofanın deaminasyonu sonucu oluşan indrol ve skatol (aminoasitten amin moleküllerinin ayrılması )
b) Triptofanın dekarboksilasyonu (aminoasitten karboksil moleküllerinin ayrılması) sonucu oluşan putresin ve kadaverin (ptomain olarak da adlandırılır.)
c) Indol (potasyum indoksil sülfat)’dan derive edilen indikan.
2. Hidrojen sülfit, amonyak, su, CO2, yağ asitleri gibi son ürünler.
3. Bakterilerin sekresyonu olan ekzotoksinler
4. Mikroorganizmalar parçalandığında çıkan endotoksinler
5. Yabancı baktari proteinleri.
Teşhis :
Total nekrozlu bir dişte ağrı yoktur. Böyle bir dişle ilgili herhangi bir ağrı periapikal dokulardan kaynaklanır. Periapikal iltihap eşlik etmediği sürece şişlik ve mobilite yoktur. Apikal periodontitis veya pulpoperiapikal osteosklerosis olmadığı sürece radyografik bulgular normaldir. Vitalite testlerine cevap yoktur. Bazen likefaksiyon nekrozunun periapeksde elektrolitik iletken rol oynaması veya rezidüel pulpa sinir lifleri mevcudiyeti pozitif elektrik cevabın alınmasına neden olur. Renk değişikliği kırmızı kan hücrelerinin hemolizi veya pulpa dokusunun dekompozisyonu nedeniyle olabilir. Hikayede eski bir travma veya geçmiş bir ağrı olabilir.
Tedavi :
Kök kanal tedavisinin temel prensipleri uygulanır.
ANİ TRAVMA SONUCU PULPANIN DURUMU
Travmaya pulpanın cevabı tamir, kalsifikasyon, rezorbsiyon ve nekroz olarak kategorize edilebilir. Cevap travmanın tipine, süresine, ciddiyetine ve pulpanın yaralanma karşısındaki hassasiyetine bağlıdır. Sonuç; adaptasyon, reversibl yaralanma veya ölüm olabilir.
Belirli bir travmada bir dişte pulpal kalsifikasyon gelişirken komşu dişte enflamatuar rezorbsiyon cevabı oluşmasının nasıl olduğu halen anlaşılamamaktadır. Her bir proçes travma ile gelişebilir.
Ani çarpma...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : PULPA NEKROZU PUL PA NEKROZU PULPA NEKROZU NEDİR PULPA NEKROZU TANIMI ÇEŞİTLERİ ÖZELLİKLERİ odev, matematik, matematik ö
22/11/2008 · Kategori: Dis Hekimligi
Ödevin Özeti
PERİODONTİTİS TEDAVİSİNDE SUBGİNGİVAL KÜRETAJ VE FLAP OPERASYONUNUN POST-OPERATİF ETKİNLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRMASI
PERİODONTİTİS TEDAVİSİNDE SUBGİNGİVAL KÜRETAJ VE FLEP OPERASYONUNUN ETKİNLİĞİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Periodontitis , gelişiminde mikrobiyal dental plağın rol oynadığı , dişetinde başlayan değişikliklerin derin periodontal dokulara yansıdığı bir hastalıktır. Periodontitis öncesinde gingivitis de gelişir. Ancak her gingivitis olgusu periodontitise dönüşmez. Dönüşümünde bazı faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir.
Birincisi plak florasındaki değişikliklerdir. Kokların ve düz çubukların yerini spiroketler ve haraketli mikroorganizmalar alır. Aynı zamanda bağ dokusundaki iltihabi komponentle de değişir. Gingivitiste lenfositler baskınken iltihap ilerledikçe plazma ve mast hücreleri baskın hale gelir. İkinci olarak ta immün sistemdeki değişiklikler etkilidir. İmmün sistemde varolan ya da sonradan kazanılan bir takım dğişiklikler konak cevabını değiştirerek doku yıkımına neden olur. Gingivitiste T lenfositler baskınken periodontitiste B lenfositler baskındır.
Genelde yavaş ilerleyen kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. İlerleme hızı günlerle ifade edilmez. Ancak hastalığın değişik formları vardır ve ilerleme hızları farklılık gösterir. Hastalık devamı olduğu gingivitisin klinik özelliklerini taşımaktadır. Dişetinde hiperemi , kanama , şekil bozukluğu , gingival sulkus derinliğinde artış , dişetinde ödem mevcuttur. Hatta şiddetleri bir miktar artmış olabilir. Gingivitisteki klinik bulgulardan en büyük farklılık dişetinin dişe daha apikalde tutunmasıdır. Cep derinliği artmıştır. Ayrıca dişetinde zaman zaman fibrozis gözlenebilir. Bağ dokusundaki fibröz eleman artışına bağlı olarak dişeti normal veya sağlıklıya yakın bir renk kazanabilir. Dişetindeki form değişikliği belirgindir ve bıçak sırtı formunu kaybeder. Hastalık derin dokulara yayıldığı için alveolar kemikte rezorbsiyon vardır. Kemikteki rezorbsiyon cep derinliğindek...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : PERİODONTİTİS TEDAVİSİ SUBGİNGİVAL KÜRETAJ FLAP OPERASYONUNUN POST OPERATİF ETKİNLİKLER KARŞILAŞTIRMASI odev, matematik,
22/11/2008 · Kategori: Dis Hekimligi
Ödevin Özeti
PERİODONTAL HASTALIKLARIN STATUSU VE YAŞLI İNSANLAR İÇİN GEREKLİ TEDAVİLER Endüstri gelişimini tamamlamış ülkelerde yaşlı diş hekimlerinin sayıları hızla artmaktadır. Ve bu kişilerin oral sağlıkları ile ilgili epidemiyolojik bilgiler ısrarla verilmelidir. Bu çalışmamız Helsinki Ageing Study (HAS) in bir parçasıdır. Bu çalışmamızda Helsinki’de yaşayan 1989 yılı itibariyle 1904, 1909ve 1914 doğumlu yaşlı insanların (n=175) periodontal sağlık durumları ve dış periodontal tedaviye ihtiyacı olanlar incelenecektir. Bu çalışmamız Helsinkideki Diş Hekimliği Fakültesinde 1990-1991 yıllarından beri yapılmaktadır. Hastaların periodontal sağlık durumları (PITN community periodontal Index of teatment needs) metodu tarafından değerlendirilmiştir. Çalışmada bulunan hastalarda erkeklerde 15,1 boylarında 14,0 ortalama diş bulunmaktadır. Sağlıklı periodontal dokular incelendiğinde çalışmaya katılan hastalardan sadece %7’ inde bulunmuştur. Hst’ların %6‘ında Dişetlerinde kanama, %41’ inde diş taşı veya restorasyonların üzerlerinde artık madde bulunmuştur ki bu bulgu en kötü olanıdır. Ayrıca %46’ında derin periodontal cep vardır, %35’inde en az cep derinliği 4-5 cm’dir. %11’inde ve cep derinliği 6 cm’den fazladır. Ayrıca hastaların %93’ünde oral hijyen konusu iken %87’sinde scaling ve kisk planlaması varken %11’inde de komplex periodontal tedaviler uygulanmıştır. Erkeklere daha fazla periodontal tedavi uygulamak gerektiği saptanmıştır. Beklenildiğinden daha fazla komplex periodontal tedavi gerektiren hastalara rastlanmaktadır. Bunu da şu şekilde açıklayabiliriz. Bir çok sayıda kayıp diş vardır ayrıca molarların kayıp olması gösterilebilir. YAŞLI İNSANLARDAKİ PERİODONTAL HASTALIKLARIN PROGNOZUNU ETKİLEYEN RİSKLİ FAKTÖRLER Bu çalışmamızdaki amacımız yaşlı bireylerde ki periodontal hastalıkların prognozunu etkileyen riskli faktörleri tanımlamaktır. Bu çalışmaya 4542 adet 70 yaşını aşmış azmış Nigata şehrinde ikamet eden, herhangi bir genel sağlık problemi olmayan ve kendi günlük aktivitelerini ediğştirmeyen insanlar katılmıştır. Hastaların günlük sigara içimi, alkol kullanma durumları sorulan sorularla kaydedilir. Ayrıca o taçman seviyeleri ve hastalık marker’ların serumdaki seviyeleri de kaydedilir. Periodontal hastalığın prognozunu değerlendirilmesinde iki yıl süresince tek veya çift çift taraflı ataçman kaybı 3 mm’den fazla olan hastalar dikkate alınmıştır. 394 hasta bunlardan 208 erkek, 186’ı bayandır ve bunların hepsinin ataçman seviyeleri incelenmiştir. Bu hastaların yaklaşık %75’inde 2 yıl süresince ilave ataçman kaybı tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ilave ataçman kaybı ile sigara tüketimi arasında bir ilişki bulunmuştur. Bunun sonucunda anlaşılmıştır ki yaşlı ve sigara içen hastalarda 6mm’lik ataçman kaybı olanlarda sigara tüketimi ilave ataçman kayıplarına neden olmaktadır. Yaşlı insanlarda mosticatory (çiğneme) fonksiyonun koruması ile i...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : PERİODONTAL HASTALIKLAR YAŞLI İNSANLAR TEDAVİ PERİO DONTAL HASTALIKLAR odev, matematik, matematik ödevleri, kitap, kitap
22/11/2008 · Kategori: Dis Hekimligi
Ödevin Özeti
PEDODONTİ Latince bir kelime olan pedodonti (pedo: çocuk, donti: diş) çocuk dişleri anlamına gelmektedir. Çocuğun ilk dişlenmesinden daimi dişlerin çıkışına kadar olan süreyi kapsar. Süt dişleri, çocuğun gelişim ve büyümesinde önemli rol oynar. Alvoler kret üzerinde yerlerini almış bulunan süt dişlerinin, sürekli dişlerin süreceği zamana kadar daimi dişler için bir yer tutma, hacim hazırlama gibi görevleri vardır. Ön grup süt dişlerinin sürmesi olayı tamamlandıktan sonra çocukta konuşma başlar ve telaffuzun gelişmesinde önemli rol oynar. F.V.S.Z.T harfleriyle başlayan kelimelerin seslendirilmesi ön dişlerini kaybetmiş çocukta zordur. Daimi dişlerin çıkışından sonrada S.Z.T harfleriyle başlayan kelimelerin telaffuz güçlüğü eski bir alışkanlık olarak devam eder. Süt dişlerinin fonksiyonunun kısaca sıralarsak : 1. Yiyeceklerin mide hazmına hazırlanması için öğütülüp parçalanması 2. Alttan gelen daimi dişler için yer tutucu fonksiyonu 3. Çene gelişimi için lüzumlu stimülasyon 4. Konuşmanın gelişmesi 5. Estetik fonksiyon Pedodontinin diğer diş hekimliği dallarıyla ilişkisi: 1. Ortodonti ile (ör, yer tutucu yapılması, fena alışkanlıkların tedavisini pedodontist yapabilir). 2. Konservatif diş tedavisi ile ilgilidir (ör, süt dişlerine kavite açılması, doldurulması). 3. Endodonti mixt dentisyon döneminde yararlıdır. 4. Protezle (ör, willet tipi inleyler, stainless-steel crownlar, parsiyel - total protezler...) 5. Bunların yanı sıra pedodonti analgezi ve anestezi ile ilgili hususları da kapsar. Kliniğe gelen çocuğu telkin veya sedatifler ile teskin etmek gerekir. 6. Cerrahi periodontoloji (ör, süt dişlerinin çekimi, çocukta kısa olan lingual frenulumun ortadan kaldırılması vs) ile ilişkilidir. halde dişlerin erüpsiyonu ile ilgili faktörlerin neler olduğu tam olarak anlaşılamamıştır. Dişlerin erüpsiyonu ile ilgili olarak gelişme süreçleri ve faktörleri; kökün uzaması, kökün etrafında ve altında yer alan vasküler dokuların oluşturduğu kuvvetler, alveoler kemiğin gelişmesi, dentinin büyümesi, pulpal konstrüksiyon, periodontal membranın gelişmesi ve çekmesi, kas aktivitesinin basıncı ve alveoler kretin rezorbsiyonunu hormonal etkileri içermektedir. Kron tamamlanması ve erüpsiyonun başlaması arasındaki zaman dişin tam bir oklüzyonda olmasına kadar kalmaktadır ki bu da takriben daimi dişler için 5 yıldır. Dişin görünmesi, çocuğun kronolojik veya iskeletsel yaşından çok kökün oluşum zamanı ile yakından ilgili olduğu savunulmaktadır. Kliniksel görünme zamanında takriben kök formasyonunun 3/4 ü oluşmuştur. Dişler oklüzyona kök gelişmesi tamamlanmadan önce varmaktadır. Sürme Teorileri : Klasik önemi olan teoriler şunlardır. Bu teorilerden hiçbiri tek başına sürme olayını açıklayamamaktadır. Kök Teorisi : Uzamakta olan kökün ucu alveol tabanına dayanarak kronu ağız boşluğuna doğru iter denilmiştir. Fakat kök formasyonunu tamamladığı halde ağız boşluğuna itilmeyip k...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : PEDODONTİ NEDİR PEDODONTİ TANIMI PEDO DONTİ NEDİR PEDO DONTİ TANIMI ÖZELLİKLERİ ÇEŞİTLERİ odev, matematik, matematik öde